banner1027
banner279
banner888

Türk toplumu olarak yıllardır dertlendiğimiz ve hep dillendirdiğimiz bir konu vardır. 

 “Yolsuzluk”.  Yolsuzluk hiçbir virüse benzemez. O kadar çok mutasyona uğrar ki. Aşısını yapmak mümkün olmaz.

Hemen hemen her dönemde yolsuzluktan söz edilir. Yolsuzluk, çok söz edilen bir husus olmasına rağmen; kafalarda oluşan algısı farklılık gösterebiliyor. Birisinin yolsuzluk olarak nitelediği bir hususu, bir diğeri yolsuzluk olarak nitelemiyor. Yolsuzluk günümüzde de sık sık gündeme geliyor.

“Yolsuzluk… Yolsuzluk… Yolsuzluk…”

Nedir Allah aşkına “Yolsuzluk”?

Çok tanımlamalar yapılabilir. Fakat benim önem verdiğim tanımlama tarafından 1980 Yılında yayınlanan Amme İdaresi Dergisi’nin Haziran sayısında yayınlanan Refik Çulpan’ın  “Bürokratik Sistemin Yozlaşması” başlıklı makalesinde şu şekilde yapılmıştır.

"Kamu görevlilerinin yapılmaması gereken işlemleri yapmaları ya da yapmaları gereken işlemleri çabuklaştırmaları karşılığı çıkar sağlamalarına "yolsuzluk" demekteyiz. Bu genel deyim "rüşvet", "zimmete para geçirme", "irtikâp", "memuriyet ve mevkiin nüfuzunu suiistimal" ve "memuriyet vazifelerini yapmama" gibi dürüstlük ve ahlak kurallarına aykırı davranışların tümü için kullanılmaktadır."

Bunun yanı sıra 2003 yılında yayınlanan Sayıştay Başdenetçisi Kemal Özsemerci’nin “Türk Kamu Yönetiminde ”Yolsuzluklar, Nedenleri, Zararları ve Çözüm Önerileri” isimli 106 sayfalık araştırması bulunuyor. Elinize geçerse okumanızı öneriyorum.

Özsemerci bu araştırmasında yolsuzlukları şöyle tasnif etmiş;

1.Siyasi Yolsuzluk

2.Yönetsel Yolsuzluk

Yönetsel Yolsuzlukları ise şu şekilde tasniflemiş.

a. Maddi Çıkar Karşılığı Yolsuzluk

Rüşvet

Haraç  

Rant Kollama  

Zimmet

b. Maddi Olmayan Çıkar Karşılığı Yolsuzluk

Kayırmacılık

 ●( Akraba Kayırmacılığı, Nepotizm),

●(Eş-dost Kayırmacılığı, Kronizm)

●(Siyasal Kayırmacılık, Partizanlık),

●Hizmet Kayırmacılığı

Patronaj

Oy Ticareti

Lobicilik

İşte yolsuzluk denildiği zaman tasniflemeye bakmak lazım. Acaba ne tür bir yolsuzluk yapılmış? Değerlendirmeleri buna göre yapmak gerek. Genelde en çok başvurulan tür hangisi olmuş? Tüm tarzlar dönem dönem uygulanmış. Karma denilebilir.

***

Türk kamu idaresinde yolsuzluğa tarihsel açıdan bakıldığı zaman, yolsuzlukların sona ermediği açık ve saçık olarak görülür. Yolsuzluklar,  Osmanlı Devleti’nde 16. yüzyıl ile birlikte artmaya başlamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti döneminde ise tüm dünyadaki modernleşme kavramıyla birlikte bilhassa 1980’li yıllardan sonra artışlar olduğunu görürüz.

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında devlet bürokrasisi ile sermaye sahipleri arasında kalarak maddi menfaat ve çıkar sağlayan bürokrat ve siyasetçileri tanımlamak için kullanılan “Aferistler ya da İş Bankası Grubu”, vardı.

Bunlar genellikle 1924'te yeni kurulan Türkiye İş Bankası imkânlarından faydalandıkları için İş Bankası Grubu olarak da ifade edilmişler. Aferist tabiri,  Türk siyasi tarihinde zaman içinde Ankara'da siyasi nüfuzunu kullanarak ekonomik çıkar sağlayan, hisse senedi satın almak, “devlet ihalelerini takip etmek” gibi iş takipçiliği yaparak kolay kazanç sağlamayı amaçlayan ve devletin değil kendi çıkarlarını gözeten kişileri tanımlamak için de kullanılmıştır.

Aferistlerin faaliyetleri 1930'lu yıllarda o kadar çok artmış ki o dönem başbakan olan İsmet İnönü'nün "Devleti aferistlere yedirmeyeceğim" şeklinde ifade kullanmıştır.

Devletin yapısı ile yolsuzluklar arasındaki ilişkiler bu hususta önem arz ediyor. Devletin siyasal yapısında, bürokratik yapıdaki siyasallaşmanın, partizanca atamaların, kamu kurumları arasındaki koordinasyon eksikliği ana etkenlerin başında geliyor.

Toplumsal yapı açısından, toplumdaki geleneksel yapının güçlü olması nedeniyle, birincil ilişkilerin (eş-dost, akraba, hemşeri vb.) bürokratik ortamda da sürdürülmeye devam etmektedir. Halk otoriter devlet karışında, vatandaşlık hak ve bilincine ulaşamamıştır.  İyi ve ahlaklı insan yetiştirilmesinde tam başarı sağlanmamıştır.  Hızlı nüfus artışı ve köyden kentte aşırı göç (çarpık sanayileşme) sonucu insanların kötü yaşam şartları içinde yaşamak zorunda kalmışlardır. (Gecekonduların ortaya çıkması)

Ekonomik yapı açısından da, devletçi politikanın ülkemizde egemen olduğu, (kamu kurumlarının satılması devletçi politikadan vazgeçme değildir ) kamu kesiminde ortaya çıkan rant kamu görevlilerinin ilgi alanına girmiştir.

Netice olarak bu şekildeki siyasal, toplumsal ve ekonomik yapı yolsuzluklar için uygun bir zemin oluşturmuştur.

 ***

Günümüzde de yolsuzlukla ilgili söylenen yığınla konu mevcuttur. Yolsuzlukların üzerine gidecek yetkili merci ise ülke yöneticilerinin olması gereklidir. Sistem müsaade etmediği sürece yolsuzluk yapılması imkânsızlaşır. Ülkeyi idare edenlerden halkın beklentisi bu yöndedir. Çünkü devletin her kuruşu halkındır. İktidara gelen her siyasi parti yolsuzluk mücadele edeceğini ifade eder. Fakat iktidarları sona erince hafızalarda sadece söylenen laflar kalır.

"Selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar" diyen Azerbaycan Türkçesiyle 15. Yüzyılda şiirler yazan Türk Divan Şairi Fuzuli;

"Çalıyorlar birader, çalıyorlar" diyen Adnan Menderes;

"Benim memurum işini bilir" diyen Turgut Özal;

"Verdimse ben verdim, ne olacak yani" diyen Süleyman Demirel;

"ABD'deki mülklerimi kanıtlasınlar, hepsini şehit ailelerine bağışlayacağım" diyen Tansu Çiller…

Akılda kalanlardan bir demet. Hepsi geldi gitti. Sonuç ne oldu? Geride sadece söyledikleri bu laflar kaldı. Demek ki, yolsuzluğun yok edilmesi için laftan çok icraat yapılması gerekli. Mevcut yönetimler gelir gider. Kimler geldi kimler gitti.

Nerede? Avrupa’yı titreten Atilla… Nerede? Çağ açıp-çağ kapatan Fatih Sultan Mehmet… Nerede? Akdeniz’i Türk Gölü yapan Muhteşem Kanuni Sultan Süleyman… Nerede? Yedi düveli dize getiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk… Bu doğanın kanunudur. Gün gelecek mevcut yönetimin yerine de bir başkasını getirecek Türk seçmeni.  Hep böyle olmadı mı? En büyük arzumuz yukarıdaki söylenen sözlere bir yenisinin eklenmemesi.

 ***

Yukarıda verdiğim yolsuzluk tasniflerine dikkat edin. Her dönemde bir türü ortaya çıkıyor. Buna karşın yolsuzluk haberleri ne yazık ki;  “medya - siyasetçi ilişkileri nedeniyle” yüzeysel olarak geçiştiriyor.

Sistem müsaade etmezse yolsuzluk yapılması imkânsızdır.  Sistemin yolsuzluklara yol vermemesi için çok ciddi ve samimi önlemler alması gerekir. Yoksa sonunda kendisini bu işten zarar görenler arasında bulur. Her dönem kendine ait bir yolsuzluk yaratıyor. Kişiler değişebiliyor, sahneye yenileri çıkıyor. Ancak yolsuzluk devam ediyor. Ülkenin kalkınmasını için en önemli faktör yatırımdan ziyade yolsuzluklara yol vermemektir. Ayrıca dikkat edin yolsuzluklar en çok otoriter yönetim tarzının olduğu dönemlerde ortaya çıkmıştır. Ülkemizde 2. Dünya Harbi sonrası, 27 Mayıs İhtilali sonrası, 12 Mart Muhtırası sonrası, 12 Eylül Darbesi sonrası…

Demek ki, demokrasi ne kadar gelişirse, yolsuzluklar o kadar azalır. Demokrasi yolsuzluğun panzehirdir. Zaman zaman dünyada yolsuzlukların yapıldığı ülkelerin sıralamaları yayınlanıyor. Bu listeler incelendiği zaman yolsuzluğun yok denilecek kadar az olduğu ülkelerde demokrasinin tüm kurallarına göre var olduğu gözüküyor. Ülkemizin sıralaması pek hoş değil. 2020 yılında listedeki 180 ülke arasında 91. sıradayız. Necip Türk Milleti buna mı layık? Trinidad Tobago sıralamada önümüzde. Bu ülkenin nerede olduğunu biliyor musunuz?

                                                                    ***

Her gün yatıp kalkıp “Ne olacak bu memleketin hali?” diye yazılar yazıyoruz. Ülkenin ekonomik olarak başarılı olmasını istiyoruz. İstemeyen kim var? Her kalemi eline alan ahkâm kesiyor. Tüm siyasi partiler iktidara gelmek ve ülkeyi uçurmak istemiyor mu? MHP hariç istiyor. (MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 2023 Cumhurbaşkanı adaylarının R. Tayyip Erdoğan olduğunu açıkladı.) Ama bir türlü olmuyor. Çünkü ülkemizde demokrasi rayına tam oturmadı. Hala 1982 Yılında Askeri Rejimin yaptığı Anayasayı revize ederek işi götürmeye çalışıyoruz. Revize edile edile artık tutarsızlıklar başladı.

O halde yolsuzlukların yok olması için demokrasinin adam gibi olması gerekir. Bunun dışında yönetimde o olmuş, bu olmuş fark eden bir şey olmuyor.

Dün yolsuzluklara bulaşmış ve rant elde etmeye alışanlar, bugün bu rantı elde edemedikleri için veryansın ediyorlar. Çünkü rant el değiştiriyor. Kocaeli’nde hangi iktidar dönemlerinde kimlerin neler yaptığı hafızalarımızda. Bu kentin bir hafızası vardır. Kent hafızasını iyi bilenlerden sayalım kendimi. Kim hangi dönem ne yaptı, ne dedi az buçuk bilirim. Bunun içinde feryat edenlere de biat edenlere tek sözüm…

 “Dün yolsuzluklarla rant elde edip bugün rant elde edemedikleri için bağıranlar veya dün rant elde edemedikleri için bağırıp bugün yolsuzluk batağına saplananlardan olmayınız.”

Yoksa yukarıda hafızada kalanlar bölümüne eklenirsiniz. Bu kent hafızasının iyi olmayan kısmına kayıt edilmiş olursunuz.

“Yolsuzlukların olmaması için Demokrasi şarttır.” diyerek, siz siz olun sakin ola “Aferist” olmayın diyorum.

Kalın sağlıcakla sevgili okurlarım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

Dikkat!

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner1

banner962

banner23

banner642

banner1026