banner279
banner631
banner636

Hep duyarız;
2020’ye çok kötü başladık.
Kazalar, terör, deprem, çığ derken birçok vatandaşımız öldü veya yaralandı.

Biliyorsunuz ben sadece ve sadece emlak ile ilgili haber ve köşe yazsısı yazıyorum.
Size diğer konular için ahkam kesmeye niyetim yok.
Bu nedenle ki, konumuz deprem, hasarlı binalar…

Yaşanan depremler ve beklenen büyük İstanbul depremi nedeniyle insanlar artık oturdukları evleri için önce sağlamlığını düşünmeye başladılar.

Hal böyle olunca,
insanlar büyük bir endişeye kapıldı ve artık:
“BENİM EVİM NE KADAR SAĞLAM?”
Sorusunu sormaya başladılar.

Bu da deprem korkusu nedeniyle,
insanların ev satın alma profillerinin değişmesine neden oldu.

Yani, deprem korkusu önce konut satın alma kriterlerini,
sonrasında da fiyatlarını etkiledi…

Kocaeli’nde örnek verecek olursam,
yüksek katlı binalardan büyük kaçış var.

Hatta ve hatta yıllar önce yapılan iki üç katlı deprem kalıcı konutları bile çok ciddi pirim yaptı.

Ciddi ciddi yüksek katlı konutlardan büyük kaçış var.
İnsanlar iki üç katlı evleri tercih etmeye başladı.

Böyle olunca da:
“DEPREM KORKUSU EV FİYATLARINI ETKİLEDİ”
Başlığı tam oturdu.

Bir düşün:
İstanbul’da büyük depremine 20. Katta yakalanıyorsun.
20. Kattan aşağıya nasıl inersin?

Bir de 3 katlı bir binada yakalanıyorsun.
3. Katta aşağıya nasıl inersin?

Bu düşünce bile deprem korkusu konut fiyatlarını nasıl etkiler cevabını bulmanıza sağlamaz mı?

Şunu asla unutmayın…
“BÜYÜK  İSTANBUL DEPREMİ KAPIDA..!”

Hemen, hiç vakit kaybetmeden evinizi değerlendirin!

Sanki büyük İstanbul depremi bu gün olacakmış gibi değerlendirin
Bunu düşünmek için çok zeki olmamıza gerek yok.

Bırakın pahalı olsun,
hiçbir şey sizin ve ailenizin canından kıymetli değil.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

Dikkat!

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet Altın 2020-02-08 19:21:26

"Deprem değil bina öldürür" gibi güya çokzekice tespitler yumurtlayanların biri de çıkıp "neden alternatif malzeme ve inşa teknikleri değerlendirilmiyor madem? diye soramıyor. Ayrıca emlakçıların hemen hiçbirinin "iki artı bir, üç artı bir"den öte tasarım kriterleri ile malzemeler hakkında hiçbir bilgisi de yok, çoğu süzme cühela ve üçkağıtçı!

"Batı'nın 60 yıl önce terk ettiği çok katlı apartmanlar aslında sağlığımızı da tehdit ediyor. Çünkü beton, radyoaktif radon gazı yayıyor. Radon da vücutta toksit etkisi yapıyor. Mesela İstanbul''da 398 evde yapılan ölçümlerde 260 bekerel radyoaktif değer bulunmuş. Ahşap dairelerde aynı madde sadece 10 bekerel çıkmış. Amerika''da yapılan başka bir araştırmada da akciğer kanserlerinden ölenlerin yüzde 14''ünün bina içi radona maruz kaldığı ortaya çıkmış. Bunun üzerine hükûmet betonarme binalara radon gazı tahliye aspiratörleri konulmasını zorunlu hâle getirmiş."

https://v3.arkitera.com/h36882-dunya-mustakile-yerlesti-turkiye-apartmanlasiyor.html

Avatar
Mehmet Altın 2020-02-08 19:24:58

"Neden sabah akşam kerpiç, çağdaş toprak, ahşap, doğal malzeme diyoruz? Çünkü işlenmiş gıda/organik gıda farkı gibi doğal yapı/endüstrileşmiş mimarinin sağlık açısından farkları var. Şimdilik sadece gıda/sağlık ilişkisi algılanabiliyor, bir gün mimari/sağlık ilişkisi algılanacak."

https://twitter.com/Seda_Ozen/status/1197117736524156929

"Bu habis zihniyet önce anasır-ı erbaaya saldırdı.
Toprağı zehirledi, suyu ve havayı kirletti. Önce kirletiyor, sonra temizlemeye çalışıyor. Beyhude gayret. Okyanusların dibinde çöp dağları oluştu."

"Sanayi ve endüstriyi; yani yatırım-üretim-tüketim ile teknolojiyi, bu kısır döngüyü terkedin. Gıda-ilaç-silah-petrol vb. sayılmayacak kadar çok; hayatımızı içinden çıkılamayacak kadar karmaşık ve mânasız kılan, tüm dünyayı-insanlığı bir sürü” gibi önüne katıp sürükleyen; insanı ve tabiatı insafsızca, hayasızca, küstahça ve çok bilmiş bir kibirle yok etmeye çalışan bu habis zinciri, bu sapık ehl-i dünyanın tûl-i emeline isyan edin."

(Mustafa Kutlu)

Avatar
Mehmet Altın 2020-02-10 12:54:54

(Yorum alanı gayet kullanışsız ama kimin umrunda)

"Örneğin, insanlığın, farklı mimari gelenekler içerisinde, doğru pencere oranlarına ulaşması yıllar almıştır; eğer bir mimar büyük bir hata yapıp pencereyi duvarın tümünü kaplayana dek genişletirse hemen bir sorunla karşı karşıya kalır. Cam duvar radyasyonu alışılagelmiş duvardan on misli daha fazla geçirecektir. Eğer bunu denetlemek ister de pencereye, genişletilmiş venedik panjurundan başka bir şey olmayan güneş kırıcıları eklerse, odası hâlâ duvarlı bir odadan %300 oranında daha fazla radyasyon alacaktır. Bir de bunun üzerine panjur tirizlerinin/latalarının genişliğini, cam duvarın ölçeğine zarar vermemek için 4 cmden 40 cmye çıkarırsa sonuç ne olur? Bir kepenkten veya venedik panjurundan yayılan yumuşak ışık yerine parlak ışığa karşı konan geniş şeritlerin yarattığı koyu gölgeyle çiğ ışığın karşıtlığı odada bulunan herkesin gözlerini kamaştırır."
https://eksisozluk.com/entry/101872775

banner1

banner475

banner589

banner23

banner642

banner472

banner612

banner326