banner224
banner252
banner259

“Sürekli tatlı yeme ihtiyacı duyuyorum, acıktığımda konsantrasyon güçlüğü yaşıyorum, sinirlilik sorunu yaşıyorum, yemekten 2-3  saat sonra anormal acıkmaya başlıyorum, gece tatlı yeme isteği yaşıyorum” gibi  şikâyetler  bize insülin metabolizmasındaki  bozukluğu işaret edebilir. Bir süre  tatlı tüketmediğinizde canınız tatlı istemez hatta aklınıza bile gelmez. Ama bazen de öyle günler olur ki her gün tatlı yeme isteğini yaşarsınız. Her yemek sonrası sanki  vücudunuz tatlı yemeden doydum sinyali göndermez  beyninize veya gece çikolata yemeden uyuyamaz hale gelirsiniz. Bu durum farklı birkaç sebepten kaynaklanıyor olabilir. Birincisi damak tadınızı  ve beslenme alışkanlığınızı böyle şekillendirmiş olabilirsiniz veya hatta  psikolojik olarak sizi daha mutlu ettiğine ve tatlı yemeye ihtiyacınız olduğunu  kendinize  inandırırsınız  veya insülin denen iştah canavarı pankreas tarafından kontrolsüz salınıyor olabilir. Tüm bu durumları  çözmek ve tatlı krizlerini alt etmek mümkün.

Eğer ilk başta bahsettiğim durumlardan sizde kendinizde varlığını fark ediyorsanız bu durum,  insülin metabolizmasındaki  bozukluğu düşündürür. Özellikle fazla kilonuz varsa ve bu yağlanma karın bölgenizde dikkat çekici ise mutlaka bir endokrinoloji ve diyabet uzmanına danışın. Sadece açlık kan şekerine bakmak böyle bir durum için yeterli değildir. Mutlaka insülin ve glikoz metabolizması beraber değerlendirilmelidir. Hatta fazla kilolarınızın sorumlusu bu bozukluk olabilir. Yedikleriniz enerji olarak kullanılamayıp yağ olarak depolanıyor olabilir.

Peki İnsülin nedir?

İnsülin, pankreasın beta hücrelerinde üretilen ve kan şekerini düşürmeye yarayan bir hormondur. Yemek ile almış olduğumuz karbonhidratlar, sindirim sistemi tarafından en küçük parçaları olan glukoza (şekere) parçalanırlar. Glukoz, hücrelerin en önemli enerji kaynağıdır. Sindirilerek kana karışan glukoz tarafından uyarılan pankreas, glukozun hücre içine (kas, karaciğer, yağ dokusu) girmesini sağlayan insülin adlı hormonu üretmeye başlar. Sindirim sonrası insülin ve glukoz damarlarda dolaşmaya başlar. Hücre çeperinde bulunan insülin glukozun hücre içine girmesini sağlar. Bu şekilde glukoz enerji kaynağı olarak kullanılabilir hale gelir. Hücre içine giremediği durumda ise kanda yükselmesi, kan şekerinde artış (hiperglisemi) olarak adlandırılır. Kan şekerinde düşme ise bunun tam tersidir. Tatlı isteğiyle baş edebilmek için tıbbi ölçüm ve değerlendirmelere paralel olarak beslenme düzeninin değişmesi de önemlidir.

Ara öğünler:  Ana öğünlerdeki besin tüketimini azaltıp üç ana öğüne üç ara öğün eklenmelidir. (Tabi ki yine bu ara öğünlerin miktarları kişiden kişiye değişmektedir bunu da unutmamalıyız.) Azar azar ve sık beslenilerek kan şekerinin dengede olması sağlanabilir. Ana ve ara öğünler arası en fazla üç saat olmalıdır. Aksi takdirde, uzun süren açlık durumlarında kan şekeri düşer tatlı isteği artar.

Basit karbonhidratlardan, komplek karbonhidratlara geçiş: Basit karbonhidratlar kan şekerinin daha çabuk yükselip, çok ani düşmesine de neden olacaktır. Kompleks karbonhidratlar ise kana daha yavaş geçerek, kan şekerini daha yavaş yükseltip, uzun süre aynı seviyede kalmasını sağlar. Bu nedenlerden dolayı en iyi seçim, kompleks karbonhidratlardır. Kompleks karbonhidratlara en iyi örnek, bulgur, kepekli ekmek, kuru baklagillerdir, kepekli ürünlerdir. Bu besinlerin proteinle birlikte tüketimi, kan şekeri için daha olumlu bir seçimdir.

Posa: Posa veya diyet lifinin pek çok faydası olduğu bilinmektedir. Reaktif hipoglisemi durumlarında da oldukça faydalıdır. Posa, mide boşalmasını geciktirerek, daha uzun süre tok kalmamızı ve kana şekerin daha uzun sürede geçmesini sağlayarak, kan şekerinin ani yükselme yapmasını engelleyerek ve uzun süre aynı seviyede tutar.böyleliklede ani yeme krizlerini engellemekte fayda sağlar.

Ana öğün yerine geçtiğini düşünerek aç karnına meyve yemeyin: Bozulmuş glukoz toleransı, hipoglisemi ve insülin salınımında bozukluk gibi prediyabet veya diyabet teşhisiniz varsa hem regülasyon hem de tatlı isteğini azaltmak için tek başına meyve yemeyin. Yanına mutlaka protein ekleyin. Protein şekerin daha yavaş emilmesini sağlar. Alkol tüketecekseniz de aynı yolu izleyin. Kesinlikle aç karnına içmeyin ve yanında mutlaka protein alın. Peynir, yoğurt, ayran, süt meyve ile veya ara öğünlerle mutlaka olmalı protein kaynağı olarak çiğ fındık veya çiğ bademde  tercih edilebilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner140

banner227

banner210

banner216

banner233

banner238

banner141

banner260

banner197

banner243

banner217