banner279
banner373
banner345
Editör
Editör
13 Mayıs 2019 Pazartesi 09:36
Ali Ufuk Yaşar ilk kez konuştu

Sayın başkan, geçtiğimiz günlerde sendikanızın şube başkanı fabrika önünde bir konuşma yaptı ve sizi çok ağır bir dille eleştirdi. Tüpraş’ta sözleşme bir türlü bitirilemedi.  Tüpraş’ta ve Petrol-İş Sendikası’nda neler oluyor? 

Sendikanın içyapısını bozduğunuz zaman bu yapının içinde siz de olsanız bu yapıyı etkili bir şekilde yönetemezsiniz. Dolayısıyla da ben de mümkün olduğunca hassas davranmaya çalışıyorum. Sendikada daha dengeli, daha birlik ve beraberlik içinde olmaya çalışıyorum. Sendikanın dünya kadar sorunu mevcut. Bu sorunları çözmek için birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. Bazı kimseler de bu sorunları halletmek için kamuoyunun önündeyken ve çok önemli bir eylemin içerisindeyken kendine göre bir çıkış noktası bulmak için hedef olarak genel başkana saldırıyor.
Bu kişinin söylediğin şeyler o kadar edepsizce ki “Oturduğu yerde koltuğunu pisletmiştir” diyor. Koltukta oturup oturmadığıma bir baktığınızda, Pazartesi ve Salı günü sabahlara kadar uykusuz kalacak şekilde 2 bin 500 kişiyi ilgilendiren Polimer eğitim fabrikasının sözleşmesini yürütüyorum. 

Bu sözleşmeyi bizzat bire bir yürütüyorum. Genelde sözleşmelerin başında ve sonunda çok tıkandığı zamanlarda konuya müdahil olurdum. Çünkü genel sistem budur. Şube Başkanları, temsilciler, mekanizmalar, işçiler ve toplu sözleşmeden sorumlu yardımcılarımız bu görüşmelerle ilgilenirler.

Genel başkan olarak ben mütekabiliyet esasına bağlı olarak muhatabım gelmeden toplu sözleşmeye giremem. Benim muhatabım ise; Genel Müdür, CEO veya en üst düzeyde yönetici kimse odur. Bu saydığım kişiler görüşmelere geldiği zaman girerim.  Başka türlü bu görüşmelere girmem söz konusu değildir. 

TÜPRAŞ diyoruz ama sizin daha önce telefonda da söylediğiniz gibi Türkiye’nin farklı bölgelerinde faaliyet gösteren yaklaşık 90 işyerinde örgütlü bir sendikasınız. TÜPRAŞ’ın ülkemiz ve ilimiz açısından da önemi tartışılmaz elbette. Şu anda herkesi gündemi TÜPRAŞ oldu. İnsanların hepsi TÜPRAŞ ‘ta ne olduğunu merak ediyor. TÜPRAŞ ‘ta tam olarak ne oluyor? Bizim bildiğimiz sorunların dışında bir şeyler var mı? Bizim bildiğimiz kadarıyla bir maaş artışı anlaşmazlığı, sözleşmelerin iki yıldan üç yıla çıkarılma durumu söz konusu ve tabi ki vardiya düzenleriyle ilgili sıkıntılar var. Genel olarak sorunları üç şekilde toplayabiliriz. Bunlardan başka bir sıkıntı var mı? Bu konuları bize anlatır mısınız?

Evet. Şu anda işveren bu saydığınız üç konu üzerinden bize dayatmalarda bulunuyor ve bunların hiçbiri kabul edilecek şeyler değil. Vardiya konusu dediğiniz aslında Toplu Sözleşmenin bir konusu değil. Yani bu sorun özetle Petkim’in vardiya sistemi sorunu.

PETKİM’İN VARDİYA SİSTEMİNİ DAYATIYORLAR 

Vardiya sisteminden ne kast ettiğinizi biraz daha açabilir misiniz?

Petkim’de bizim üç ayda bir değişen vardiya sistemimiz var. Üç ayda bir, hafta tatillerinde değişiyor bu sistem. TÜPRAŞ’ta ise üç haftada bir değişen bir vardiya sistemi mevcut. 42 saatte bir mesai yevmiyesi verilerek işleyen bir sistem mevcut ama TÜPRAŞ bu durumdan memnun değil.

Petkim ise bu sistemden memnun. Bu konuda herhangi bir sıkıntısı bulunmuyor. Petkim de bildiğiniz gibi bizim örgütlü olduğumuz bir firma. Petkim’de, üç yıllık sözleşme imzaladık. Ben şahsen imzalamadım bu sözleşmeyi. Ben 3 yıllık bir sözleşmeye karşıydım. Genel başkan olarak da diğer arkadaşlara imzalamamaları gerektiğini söyledim ve ben imzalamadım. Ben her ne kadar imzalamasam da üç tane merkezi yönetici imzaladıktan sonra anlaşma kabul olur ve öyle de oldu. Mevcut Aliağa şube başkanının da dahil olduğu merkezdeki yöneticiler sözleşmeyi imzaladı. Ben imzalamayın dememe rağmen…

BİZ DEMOKRATİK BİR SENDİKAYIZ

Genel Başkan imzalamayın demesine rağmen, diğer yöneticiler imza yetkisi bulunuyor mu?

Diledikleri gibi imza atabilirler tabi ki. Biz demokratik bir sendikayız. Arkadaşlar şunu her zaman dile getirebilirler. Mesela geçen TÜPRAŞ’la yapılan sözleşme görüşmelerinde Aliağa Şube başkanı sözleşmeyi imzalamadan gitti. Biz imzaladık hep beraber. Alkışla biten karşılıklı anlayış olan bir sözleşmeydi ama onlar yine de imzalamadan gitti. İmzalamalarının sebebi ise onlar 10 isterken, işverenin 9.5 vermesi… 

Anlaşma geçerli oldu ama değil mi?

Evet. Anlaşmaların geçerli olması için 3 tane merkez yöneticisinin imzalaması gerekiyor. 

Şimdi vardiya düzeninde bir değişiklik talep ediliyor. Siz ne istiyorsunuz?

İşveren tarafından vardiya düzeninde bir değişiklik talep ediliyor. Tıpkı Petkim gibi sözleşmenin üç yıl olması isteniyor. Sözleşme tamamen Petkim gibi olacak yani. TÜPRAŞ işçisinin mazeret izinleri 8 gündür. İşveren bize, “Bu mazeret izinlerini paraya çevirelim ve işçi arkadaşların bu mazeretleri vasıl olduğunda, çeşitli izinlerle bunu kullandırtalım. Bu mazeret izni durumu bize iyice yük olmaya başladı.” diyor. 

8 günlük izni kaldıralım mı diyorlar?

Cuma günü Genel Müdür bu konuların üzerine bir bildirge yayınladı. Söz konusu üç konuda işverenin ne istediğine dair bir bildirge. Bu bildiri tüm emekçilere dağıtılmış. Bu fevkalade yanlış bir durum. Bu düpedüz durumu maniple etmeye çalışmak. Ben her konuşmamda açık ve net bir şekilde şunu söylüyorum. Elbette işverende, Genel Müdür benim muhatabım ama burada asıl muhatabım, onun da üzerinde bulunan KOÇ grubudur. Ben onlara her seferinde söyledim. Kendinizi PETKİM ile kıyas etmeyin diye…

TÜPRAŞ BİR PETKİM DEĞİLDİR

Koç grubunda kimle diyalog halindesiniz. Bunları kime söylüyorsunuz? 

Koç’un insan kaynakları müdürü ile görüştük. Bu müdür de yaklaşık 80 bin kişinin müdürlüğünü yürüten bir kişi. Şu anda TİSK’in genel başkanı Özgür Burak Akkol bey…

Burak beyin yanında enerji grup başkanı ile de görüştüm. Bu saydığım isimler CEO’dan sonra gelen şirket içerisinde önemli ikinci veya üçüncü isimlerdir. Şimdi buradaki durumu genel olarak özetlersek bizim vermek istediğimiz mesaj. Kendilerini Petkim ile kıyas etmemeleridir. Petkim ayrı bir iş yeri. Mesela Pektim’de ki vardiya sistemi ile Petkim’in sorunu yok hatta onları memnun ediyor. 
Oradaki vardiya sistemi nasıl Petkim’i memnun ediyorsa buradaki vardiya sistemi de bizi memnun ediyor.  Yani biz üç haftada bir değil, üç ayda bir yapılan dönüşümden yanayız. Onlar da diyor ki, “Bizim hafta tatilini 20 sene sonra bile aynı görüp, izinleri ayarlayabileceğimiz en işleyen yapı budur.” Kendilerine göre haklı olabilirler ama bu konuları konuşulacak yer de burası değil. Bu konunun konuşacağı yer toplu sözleşmeler değildir. 

Bunun konuşulacağı yer toplu sözleşme görüşmelerinden sonradır. Görüşmeler bittikten daha sonra karşılıklı bir takım şeyler açıklığa kavuşturulur. 20 maddenin durduğu bir yerde kalkıp, bunu dayatmaya gerek yoktur. Bir sözleşmeye bu yapılmaz. Bu resmen sözleşmeyi sabote etmektir. 

ÜCRETTE PAZARLIK YAPILABİLİR AMA ORAYA GELEMEDİK 

Ücretler konusunda yüzde 50 zam talebiniz mi var?

Biz bu konuyla alakalı olarak enflasyonun patladığı bir dönemde taslağımızı yapmıştık. Enflasyon rakamları o zamanlar 11-12 civarında seyrediyordu. Ekonomik kriz ile birlikte enflasyon birden 22 oranlarına fırladı. Biz tam da bu süreçte taslağımızı hazırladık. Çünkü doların, ekonominin ve enflasyonun nereye gittiğini bilmiyoruz. Arkadaşların hazırladığı taslakta zam isteği yüzde 50 olarak yazıldı. 
Elbette bu pazarlık edilebilinir bir rakam. Elbette duruma ve ülkemizin bağlı olduğu şartlara göre değişebilir. Lakin biz hiçbir zaman bu aşamaya gelemedik. Bize söylenen şeyler genelde bize bunu sendika dayatıyor şeklinde oluyor. Bizim kimseye bir şey dayattığımız yok. Siz şu maddeleri dayatmasanız, biz her türlü oturup pazarlık edeceğiz. Daha henüz ücret görüşmelerine bile gelemedik. Oraya gelemediğimiz için böyle bir karışık durum oluştu. 

İşveren için saydığınız bu idari maddeler çok önemli mi peki?

Petkim’de ki durumu bir taviz olarak görüyorlar. Petkim’e bu tavizi verdiniz. Burada da aynı tavizi verin diyor ve bizden bunu istiyorlar. Biz de onlara Petkim ile siz bir değilsiniz diyoruz. Burada şöyle bir anlayış var. Bu anlayış, bizim ve işverenlerin geçmişinden kaynaklanıyor.

banner306
Hatırlayacağınız gibi Petkim Yarımca’da da faaliyet gösteriyordu. Şu anda Aliağa’dalar. Biz Petkim ile Yarımca’da yan yanaydık. Tüpraş, Petkim ve Sendika… O zamanlar sözleşmelerimiz hep at başı giderdi. Hep aynı sözleşmeleri imzalardık. Şimdi o Petkim, o Petkim değil. Şu anda tek bir Petkim var o da Aliağa’da…
Ülkemizde bu iki rafineri dışında Star Grubu var. Onlar da TÜPRAŞ’a rakip değil. Bir tek jet yakıtında rakip olabilirlerdi ama onda da rakip olamadılar. İstanbul Havalimanın ihalesini de yine TÜPRAŞ aldı. Herkes rakip olduklarını düşünür ama biz biliyoruz ki TÜPRAŞ ile Star rafinerisi rakip değil.

Şu anda 27 milyon ton üretim ile TÜPRAŞ, 10 milyon ton üretimle de Star Rafinerisi piyasayı tutuyor. Piyasaya baktığımızda 10 milyon tonluk bir açık daha göze çarpıyor. Bir rafineri ihtiyacı daha mevcut. Piyasada bu kadar ihtiyaç varken, burada birbirine rakip olmuş, birbirlerini aşağı çekecek durumda olmamaları şaşırtmıyor. 

Genel olarak baktığımızda şu anda tekelleşme mevcut. Bu nedenle sürekli kar elde ediyor TÜPRAŞ, böylesi bir kurumun çalışanları da elbette çok özel işçiler. Bizim bir endişemiz de şu yönde. Star Rafinerisi şu anda TÜPRAŞ’ı okul olarak görüyor. Kendi bünyesinde çalışmak için rafinerici yetiştiren bir okul... TÜPRAŞ’tan Star Rafinerisine son zamanlarda oldukça sık transfer durumu yaşanıyor. Biz istiyoruz ki böyle durumlar yaşanmasın. Orası da bizim örgütlü olduğumuz yer ama tam manasıyla Star Rafinerisi devreye alınmadı. Hala da tam kapasitesinde değil. Star Rafineri, TÜPRAŞ’tan hazır elemanı çekmek istiyor. Çünkü bir rafinerici 7 senede yetişiyor. Sıfırdan adam yetiştirene kadar buradan transfer yapmak daha karlı geliyor. İşverene biz bu transferlerin önünü açmayın diyoruz. Orası da bizim örgütlü olduğumuz yer ama TÜPRAŞ ile anlaşırsak belki bunu engelleyebiliriz. Böylece kimse düzenini bozmaz. İşleyen sistemi de bozmamak lazım.

YÜKSEK HAKEM BÜTÜN YAPIYI BOZACAK 

Bundan sonra ne yapacaksınız? TÜPRAŞ Grev yasaklı. Burada grev yapılamaz değil mi?

Evet. Burada grev yapamıyoruz. Az önce de bahsettim. Anlaşma sağlanamazsa eğer Yüksek Hakem süreci işleyecek. Yüksek Hakem süreci de bütün yapıyı bozacak. Çalışanların bu konuda çok büyük tepkisi olacaktır. 

Şuanda ara bulucu sürecindeyiz sanırım?

Evet. Arabulucu sürecindeyiz. Geçen hafta pazartesi günü bir görüşme oldu ama netice çıkmadı. Şimdi önümüzdeki Pazartesi günü tekrar bir görüşme yapılacak. Arabulucunun ikinci toplantısı yapılacak ve yine bir şey çıkmazsa oturup raporunu yazacak. Bir şekilde bize gönderecek ondan sonra sürek yüksek hakem sürecine doğru gideceğiz.

Yüksek Hakem Süreci tam olarak nedir?

Konu ile ilgili nihai kararın verileceği makam. Yüksek Hakem Kurulu kararını verdikten sonra siz noktasını bile değiştiremezsiniz. Oradaki bütün maddeleri kapsar, orada bulunan maddeler üzerinden eksiltmeler arttırmalar yapabilir. İşverenden de yana olabilir. Şu anda Yüksek Hakem Kurumu’nun alacağı tavır bizim lehimize olacağını zannetmiyorum. 

Yüksek Hakem Kurulu kimlerden oluşuyor peki?

Yüksek Hakem Kurulu’nda hakimler, Türk İş’ten temsilciler, işverenden temsilcilerden oluşuyor. Bizim oradaki sayımız, kurula toplam sayı olarak 9 kişi dersek bizim sayımız 1 veya 2 kişidir. Genelde Türk-İş adına bizim uzmanlarımızdan bir tanesi olan Deniz hoca katılır. Geri kalan 7 kişi ise devletin çeşitli mekanizmalarından temsilcilerden oluşur.

YÜKSEK HAKEM NE DİYECEK? 

Yüksek Hakem Kurulu şöyle bir şey mi diyecek? Mesela TÜPRAŞ İşçisine yüzde 10 zam verilecek, TÜPRAŞ’ın tüm istekleri kabul edilecek gibi.

Anlaşmada hangi maddelerin ucu açık kalmışsa, anlaşılamamışsa o maddeler üzerinde karar verecek. Çalışma saatleri, maaşlar veya primler gibi konular…
Biz bu durumu daha önce yaşadık. İKSAŞ’da çalışma saati 40 saat idi örneğin. Anlaşamadık ve bu saat 42,5 saat oldu. Şu anda bizim 40 saat olarak çalıştığımız çok nadir işyerlerinden birisidir TÜPRAŞ. Kaldı ki 6 gün çalışma yapılacak dediğiniz zaman rafineride kimse bu iş yüküne dayanamaz. 

TÜPRAŞ işinde çalışmak en tehlikeli işler sınıfında görülüyor. TÜPRAŞ’ın ağır çalışma koşulları sebebiyle üç üniversitenin katılımı ile itibari hizmet çalışmasında pilot işyeri olarak seçtik. Çünkü çok ağır koşulları vardı. Her ne kadar eskisi kadar olmasa bile yine de çok ağır koşullar mevcut. TÜPRAŞ işçisinin en büyük sıkıntılardan birisi budur. Ağır hizmet, yıpranma dediğimiz işler. En fazla yıpranmayı getiren sektör. Ben bununla ilgili mezarda emeklilik ile alakalı yaşın aşağı çekilmesi yönünde çalışmalar yapmıştım. Bu çalışmayı işverenlere de ulaştırmaya çalıştım. Çünkü 50 yaşından sonra sahada rafinerici bulamazsınız. Çalışamaz. Kedi merdivenine veya kuleye çıkamaz. Rafineri öyle lay lay lom iş değil. 

50 YAŞINA GELEN İŞÇİYE NE OLACAK? 

50 yaşına gelen işçi ne yapacak o zaman?

Ne yapacak tabi ki işi bırakmak zorunda kalacak. Malulen emekli olacak ya atılacak ya da sürekli izin alacak. Bu nedenle TÜPRAŞ’tan asla emekli olamayacak. Yani onun için diyorum ki itibari hizmete sizler de itibar edin. Meclis açılırsa bu yasa üzerinde duracağız. Bizim 40 bin üyemizin 25 bini çok tehlikeli işlerde çalışıyor. Bunun en önemli bir kısmı da TÜPRAŞ’ta bulunuyor. 
Sosyal medyadaki paylaşımlar, bizim yaptığımız haberlerdeki gelen yorumlara göre benim çıkardığım sonuç Tüpraş’ın Kocaeli rafinerisinde çalışan işçi sizi görmek istiyor ama göremiyor gibi. Eylemlerde, görüşmelerde sizi daha çok sahada görmek istiyorlar.

Mesajlar kullanılarak durum maniple edilmeye çalışıyor. Çünkü işin içinde seçim var. 

YAŞIM 57; BEN İZMİT’İN ÇOCUĞUYUM 

Ne zaman genel merkez seçimleri?

Ağustos’ta. Tamamen kongre havasına girmiş durumda herkes. Bakın ben taraftarlığı anlayabilirim. Rekabeti anlayabilirim ama düşmanlığı anlayamam. Benim yaşım 57, ben İzmit’in çocuğuyum. Burasının yeri bende ayrıdır. 90 işyerinde TÜPRAŞ’a karşı ayrı bir bağım var. Hiçbir zaman ben adayım demedim. Ben şunu çok önemserim. İnsanlar aday olunmaz aday yapılırsınız. İnsanlar sizi aday olarak görmek istiyorsanız aday olursunuz. 

Kaçıncı döneminiz şu an başkanım?

Sendikada çeyrek aşırı devirdim sanırım. Genel Başkan olarak ilk dönemim. Bundan daha önce genel sekreterdim. 

Bir dönem daha devam mı? 

Benden daha ziyade arkadaşlarımın benim hizmete devam etmemi istemiş olması önemli. Tabi şöyle söyleyeyim bizim büyün şube seçimlerimiz bitti. Bunların hepsinde bir rakiplik içerisinde olduk. Kocaeli şubesi Kırıkkale seçimlerinde taraf oldu ama ben kazandım. Yine Bandırma ve Ankara gibi seçimlerde taraf oldular ve yine biz kazandık.

SALİH AKDUMAN ADAY MI OLACAK? 

Peki buradan aday kim çıkacak? Salih Akduman mı?

Elbette, herhalde öyle düşünüyorum Şube başkanları aday olacak ama nereye aday olur bilmiyorum. Aday olur mu olmaz mı bilmiyorum ama şu anlık tablo bu. 

Kongreyi ne zaman ve nerede yapıyorsunuz?

İstanbul’da genel merkezde yapıyoruz. 31 Ağustos – 1 Eylül bizim son tarihimiz oluyor. Muhtemelen bu tarihten şaşmayız. Daha hazırlıklı oluyoruz. Gerçi daha karar almadık. 
Gerek işçi gerek şube başkanı gerek genel başkan olsun bizim birbirimizden farkımız yok. Ama aldığımız görev itibariyle sorumluluklarımız var ve bu sorumlulukları bulunduğumuz yerlerde doğru ifa etmemiz lazım. Bozulursa kaybederiz. Hiyerarşinin bozulmaması lazım. İnsanlar geçicidir kalıcı olan Petrol İştir. Burada geçmişte olanların hiçbiri yok biz de olmayacağız. Bunun da önemi yok. Burada önemli olan işçi sınıfının haklarını koruyup ekmeğini arttırmak olmalıdır. Bu da kendi bulduğum 3G formülü ile sağlanır. 3G genel olarak Güvenceli, Güvenli ve Geçinebilir bir ücret olarak özetlenebilir. Bunun için mücadelemize devam edeceğiz. 

banner371
Son Güncelleme: 14.05.2019 15:18
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

Dikkat!

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
işçiler 2019-05-13 19:25:54

bakın bunu not edin salih başkan veya ali ufuk yaşar %30 un altı ile bu işçiye gelmeyin. hersene hersene bu sözleşme zor geçecek , bu sözleşme şöyle zor geçecek diye diye maaşı eritttiniz.şimdide birbirinizi yemeyi bırakın sözleşmeye konsantre olun

Avatar
Objektif 2019-05-13 13:39:16

A.Ufuk Yaşar ın duruşu ve söylemleri makamın ağırlığını taşıyor, fakat çok politik davranıyor.
Salih Akduman çok hırçınlaştı ve bu süreç de olmaması gereken birbirine düşme durumunu tetikledi. Bu da koltuk için mi algısını doğuruyor.
Bakalım iyisini ve doğrusunu zaman gösterecek.

Avatar
Helal olsun sana abi 2019-05-13 10:13:45

Helal olsun İzmitin sokaklarında tek başına yürüyen adam gibi adam Ali Ufuk Yaşar

Avatar
izmit'in çocuğu ve izmitin ağabeyi 2019-05-13 10:14:02

Helal olsun başkanıma İzmitin çocuğu herkese yeter Ali ufuk başkanım

Avatar
salih abi 2019-05-13 10:14:30

Devrileceksin başkan bu işi götüremedin sendikanın yeni genel başkanı Salih Akduman olacak koç holdingin hakkından ali ufuk yaşar değil salik Akduman gelecek izmitin öz evladı salih Akduman

Avatar
çok şımardılar 2019-05-13 10:14:48

Beyler tüpraş işçisi çok şımardı memleket kırılıyor tüpraş işçisi 10 bin lira mi istiyor tüpraş işçisine bir şefkat tokadı şart

Avatar
İşçi 2019-05-13 10:41:06

Sayın genel başkan demeç vermekten sıkılmadınmı artık yeter milleti kandırdığın gazetelere demeç ver tarafı olduğun kırıkkale rafinerisine kadar git ama izmitin çocuğuyum dediğin izmit rafinerisine bi kere dahi uğrama genel merkezde kiplas la görüşmeler yap bi kere bile işçinin yanında olmayan genel başkan istemiyoruz.Dimdik duran Salih başkanımız yeter bize

Avatar
Haddini bil 2019-05-13 13:01:54

TÜPRAŞ işçisi şımarmadı hiç bir işçi kardeşim şımarmadı kıskançlığı ve hasetliği bir kenara bırakın artık bu ülkenin acı gerçeği işçilerdir üzerindeki vergi yükü enflasyonla uğraşıyor her işin bir hakkı vardır onlarda bu hakkın peşinde mevcut hükümet yalamalığını bırakın artık birlik mesajlarına ihtiyaç var destek olunmalı yıldız suntada kaç kişi işsiz kaldı ona neden sesin çıkmıyor boş yapma

banner1

banner319

banner315

banner23

banner379

banner380

banner281

banner326