Son Dakika: Ünlü Eğitimciden Şok Sözler: “MEB’in Sınavları Mercek Altına Alınmalı” Neler Oluyor?

Son Dakika Haberi: KPSS’nin iptal edilmesinin ardından Eğitim Bilimci ve Eğitim Yazarı Şahin Aybek’ten şok sözler geldi. Aybek, “MEB, birkaç ay önce bütün müdür ve müdür yardımcılarının belirlendiği bir sınav yaptı. Bu sınava giren ve kazananların çoğu hükümete yakın olan Eğitim-Bir-Sen'den. Büyük bir skandaldan bahsediyorum. Bu sendika Yediiklim ile iş birliği yapmış kendi üyelerini çalıştırırken" dedi.

Pelin Akmeşe
Pelin Akmeşe Tüm Haberleri
Haber albümü için resme tıklayın

Son Dakika: Ünlü Eğitimciden Şok Sözler: “MEB’in Sınavları Mercek Altına Alınmalı” Neler Oluyor?

Eğitim Bilimci ve Eğitim Yazarı Şahin Aybek, KPSS sorularının sızdırılmasını "skandal" olarak değerlendirirken, Durum’daki habere göre göre; sadece ÖSYM Başkanı değil, Milli Eğitim Bakanı ve YÖK Başkanı'nın da görevden alınması gerektiğini söyledi. Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) yaptığı diğer sınavların da mercek altına alınması gerektiğine işaret eden Aybek, "MEB, birkaç ay önce bütün müdür ve müdür yardımcılarının belirlendiği bir sınav yaptı. Bu sınava giren ve kazananların çoğu hükümete yakın olan Eğitim-Bir-Sen'den. Büyük bir skandaldan bahsediyorum. Eğitim-Bir-Sen'in tweetleri var. Bu sendika Yediiklim ile iş birliği yapmış kendi üyelerini çalıştırırken. Bu şu anlama geliyor: Bu sınavda bu kadar çok soru, bu yayıneviyle paralel çıktıysa, Yediiklim Yayınevi'yle Eğitim-Bir-Sen'in yaptığı iş birliğinin sonucu MEB'in yaptığı müdür ve müdür yardımcısı sınavında da torpil dönmüş olabilir. Yeni ÖSYM Başkanı, bu Eğitim-Bir-Sen denen sendikanın eski İstanbul başkanlarından birisi. Daha önce MEB'in yaptığı sınavlarda da sorular çalınmış olabilir. Bunların hepsinin araştırılması gerekiyor" dedi.

Kasım 2022'de 600 bin MEB öğretmeninin uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sınavına gireceklerini anımsatan Aybek, bu sınavında da iptal edilmesini isteyerek, "MEB'in derhal bunun da iptal edildiğini duyurması gerekiyor. Çünkü Eğitim-Bir-Sen denen sendika ve bu yayınevi arasında bir ilişki söz konusu. Yani daha bu ÖSYM'deki soruşturmalar bitmeden yapılacak olan tüm sınavların iptal edilmesi gerekiyor" diye konuştu.

Eğitim Bilimci ve Eğitim Yazarı Şahin Aybek, KPSS sorularının sızdırıldığı iddiasıyla iptal edilmesi üzerine şunları söyledi:

İki yıldır sınava hazırlanan öğrencilerin emeği gitti: Pazar günü özellikle altını çiziyorum çoğu insan bunun farkında değil 2 yılda bir yapılan KPSS iptal edildi. KPSS'nin 2 çeşidi var. Birincisi her yıl yapılan KPSS. Buna öğretmenler, iktisatçılar, işletmeciler girer. Bu KPSS 2 yılda bir yapılan bir sınav her yıl düzenli yapılan KPSS değil. Yani 2 yıldır bu sınava hazırlanan öğrencilerin emeği gitti.

ÖSYM'nin dakikasında iddiayı reddetmesi doğru değil: Sınavdan sonra açığa çıkan, iddia edilen şey şuydu: 20'ye yakın sorunun yayınevinin sorularıyla aynı olmasıydı. Bu kadar hayati bir noktada, konu kamuoyunun dönüne düştüğü anda ÖSYM, 2 saat sonra bir açıklama yaptı. ÖSYM'nin dakikasında böyle bir iddiayı reddetmesi doğru değil. “İddialar ciddi, araştırmaya devam ediyoruz, adayların içi rahat olsun” diye açıklama yapabilirdi.

1 değil, 2 değil, 20 sorudan bahsediyoruz: Hemen ardından Yediiklim Yayınevi bu durumun tesadüf olduğunu söyledi ama ilk gün bunun tesadüf olduğunu söyleyen yayınevi, “Benzerlikler olabilir” dedi. 1 değil, 2 değil, 20 sorudan bahsediyoruz. Hatta ÖSYM'nin kitapçığında 49. sırada yer alan soru, ilgili yayınevinin kitapçığında da 49. sırada ve şıkları da birebir aynı. ÖSYM bunu kabul etmedi. Kamuoyundan çok ciddi baskılar geldi. Muhalif milletvekilleri derhal savcıların harekete geçmesi gerektiğini, olayın büyük olduğunu ve Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK) devreye girmesini istedi.

Bağımsız kurumlar Cumhurbaşkanı talimatını beklememeliler: ÖSYM, sınavı yapan kurum. Sınavı yapan kurum “Sınavda şaibe yoktur” derse bunun inandırıcılığı olmaz. Bağımsız mekanizmaların bu durumu denetlemesi gerekiyor. Akşama doğru Cumhurbaşkanı, KPSS ile ilgili DDK'yı görevlendirmek zorunda kaldı. DDK bağımsız bir kurum, savcılar bağımsız... Eğitimle ilgili bir olayda ya da Türkiye geneli pek çok olayda savcıların ve DDK'nın harekete geçmesi için Cumhurbaşkanı'nın talimat vermesi de sıkıntılı bir durum. Eğitim gibi bir alanda, milyonlarca gencin geleceğini ilgilendiren bir durumda harekete geçmesi doğru değil. Talimat verilmesi doğru ama bağımsız olması gereken kurumlar, bu kadar önemli bir konuda Cumhurbaşkanı talimatını beklememeliler. Süreç nasıl devam etti? DDK Başkanı Yunus Arıcı çalışmalara başlandığını, problemli bir durumun olduğunu söyledi.

Süleyman Soylu ile çekilmiş fotoğraflar var: Sahibi Münir Çelik. YÖS dediğimiz bir sınav var. Üniversite sınavının yurt dışından gelenlerin girdiği hali. Çelik, yabancı uyruklu öğrencilerin dil sınavı soru kitapçığının basılması, dağıtılması ihalelerini almış. Bu şu anlama geliyor: ÖSYM ve yayınevi arasında başka ticari ilişkiler de var. Ayrıca AK Parti ilçe teşkilatlarının yayınevi sahibini ziyaret ettiği tweetler var. Yayınevinin afişinde Süleyman Soylu ile çekilmiş fotoğraflar var. Bu çok önemli.

Milli Eğitim Bakanı ve YÖK Başkanı da görevden alınmalı: Burada en önemli noktalardan birisi şu. Milli Eğitim Bakanı'nın da istifa etmesi gerekiyor. Neden? Suskun kaldığı için. Milli Eğitim Bakanı eski ÖSYM Başkanı'dır. İlgili yasada ÖSYM, YÖK gibi kurumlar MEB'in denetlemesi gereken, bağlantılı kurumlar diye bir açıklama var. Yani MEB ile ÖSYM arasında bir ilişki var. Öyle ki Meclis'te eğitim bütçesi görüşülürken ÖSYM'nin bütçesi MEB'in içinde görüşülür. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanı da görevden alınmalıdır. YÖK Başkanı da görevden alınmalıdır. Olay olduktan 2 gün sonra açıklama yaptı.

MEB'in yaptığı sınavlarda da sorular çalınmış olabilir: Yeni ÖSYM Başkanı'nın tarikat lideri hakkında attığı tweetler var. Zaten tarikatçı bunu geçelim. MEB sınavlarını da ÖSYM hazırlar. Bundan birkaç ay önce bütün müdür ve müdür yardımcılarının belirlendiği bir sınav yapıldı. Bu sınava giren ve kazananların çoğu hükümete yakın olan Eğitim-Bir-Sen'den. Büyük bir skandaldan bahsediyorum. Başka bir sınavdan bahsediyorum. Eğitim-Bir-Sen'in tweetleri var. Bu sendika Yediiklim ile iş birliği yapmış kendi üyelerini çalıştırırken. Bu şu anlama geliyor: Bu sınavda bu kadar çok soru, bu yayıneviyle paralel çıktıysa, Yediiklim Yayınevi'yle Eğitim-Bir-Sen'in yaptığı iş birliğinin sonucu MEB'in yaptığı müdür ve müdür yardımcısı sınavında da torpil dönmüş olabilir. Yeni ÖSYM Başkanı, bu Eğitim-Bir-Sen denen sendikanın eski İstanbul başkanlarından birisi. Şimdi ne değişti? Bir şey değişmedi. Sadece isim değişti. Daha önce MEB'in yaptığı sınavlarda da sorular çalınmış olabilir. Bunların hepsinin araştırılması gerekiyor. Ayrıca 1 milyon 200 bin MEB öğretmeninin 600 bin tanesi uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sınavına girecek. MEB'in derhal bunun da iptal edildiğini duyurması gerekiyor. Çünkü Eğitim-Bir-Sen denen sendika ve bu yayınevi arasında bir ilişki söz konusu. Yani daha bu ÖSYM'deki soruşturmalar bitmeden yapılacak olan tüm sınavların iptal edilmesi gerekiyor.

Yayınevinin Eğitim-Bir-Sen ile ilişkisinin belgesi

Yeni ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy'un daha önce Eğitim-Bir-Sen'in İstanbul Şube Başkanı olduğunun belgesi

Nietzsche'nin "çöküş” kavramı tüm eğitim kurumlarını kaplamış vaziyette: ÖSYM'nin sınavlarda verdiği kalemlerin üzerinde “Emeğiniz emanetimizdir” yazar. “Emeğiniz emanetimizdir”den “Emeğiniz oyuncağımızdır” aşamasına geldik maalesef. Emekler oyuncak haline getirildi. Biz buna benzer büyük bir skandalı 2010 yılındaki KPSS'de yaşadık. O zaman ÖSYM Başkanı Ali Demir'di. O zamanlar inkâr etmişti. Şimdi İstanbul'un en köklü üniversitelerinden birinde hocalığa devam ediyor. Ve lojmanında da kalmaya devam ediyor. Filozof Cicero'nun dediği gibi “Memleket parasızlıktan değil ahlaksızlıktan batar.” Türkiye'de tüm kurumlarda olduğu gibi eğitim kurumu da parasızlıktan değil ahlaksızlıktan çöküyor. Ve Nietzsche'nin “decadence (çöküş)” kavramı Türkiye'de tüm eğitim kurumlarını maalesef kaplamış vaziyette.

ÖSYM 20 soruya sahip çıkamıyor: ÖSYM pazar günü 20 saniye geç gelenleri sınava almadı. 20 saniye geç gelenleri sınava almayan ÖSYM, 20 soruya sahip çıkamıyor. Bu soruların çalınması normal mi? Normal. Sen TÜBİTAK'a hayvanat bahçesi müdürünü atarsan, Banka Yönetim Kurulu'na güreşçileri atarsan. Şu anki Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer'in şoförünü şube müdürü yapması gibi. Bunların olduğu yerde soruların çalınması çok normal. Burada çalınan sorular da değil sadece. Çalınan Atatürk'ün “Bütün ümidin gençliktedir” dediği gençlerin umudu. Sorular çalındı. Milyonlarca fakirin fukaranın çocuğu, psikolojileri bozulmuş halde bir buçuk ay sonra ne yapacaklarını düşünüyor. Burada sıradan insanın devlete olan güveni çalınmıştır. Bana yüzlerce mail geliyor. “Bu soru da çalınmışsa” diye soru çözer hale geldiler.

Ümitlerini tüketmesinler: Gençlerden ricam lütfen morallerini bozmasınlar. Ümitlerini tüketmesinler. Kolay olmasa da bu olay yaşanmamış gibi düşünsünler. Soru bankalarıyla, konu anlatımlarıyla her gün bir deneme çözerek kendi sınavlarına baksınlar. Şu an soruları çalınan gençler, ilk seçimde sosyal demokratik devleti yeniden yerine oturtacak. İlme ve akla önem verenlere oy vermeliler. Onlardan daha değerli bir şey yok.

05 Ağu 2022 - 08:58 - Gündem

Muhabir  Pelin Akmeşe


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Denge Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Denge hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Denge editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Denge değil haberi geçen ajanstır.