Deprem Kahini Kahreden Haberi Az Önce Duyurdu: 7.2 Şiddetinde Büyük İstanbul Depremi Yaklaşıyor! “Tir Tir Titreten Uyarı…”

Son dakika: büyük Marmara Depremi’nin 23. Yılını andığımız şu günlerde ünlü deprem uzmanından tir tir titreten uyarı geldi. 7.2 şiddetinde büyük İstanbul Depremi’nin yaklaştığını söyleyen ünlü isim, yaşanacakları tek tek anlattı. Neler oluyor? İşte detaylar ve bütün merak edilenler.

Selçuk  Halkalı
Selçuk Halkalı Tüm Haberleri
+2
Haber albümü için resme tıklayın

Deprem Kahini Kahreden Haberi Az Önce Duyurdu: 7.2 Şiddetinde Büyük İstanbul Depremi Yaklaşıyor! “Tir Tir Titreten Uyarı…”

Son dakika haberi: Türkiye’nin içinden geçtiği zorlu atmosfer devam ederken unuttuğumuz deprem gerçeği yüzümüze bir tokat gibi çarptı!  Prof. Dr. Naci Görür, Durum’a konuşarak Marmara Denizi'nde minimum 7.2 şiddetinde beklenen depremin yaklaştığını belirtirken, İstanbul'un depreme hazır olmadığını söyledi. Görür, “Deprem odaklı kentsel dönüşüm yapmak lazım. Bizim uyguladığımız kentsel dönüşümler maalesef rant odaklı” dedi. Merkez Üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan Büyük Marmara Depremi'nin üzerinden 23 yıl geçti. Bilim Akademisi Kurucu Üyesi Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, acısı hâlâ en derinden hissedilen depremin yıl dönümünde çarpıcı açıklamalarda bulundu. Marmara Denizi'nde minimum 7.2 şiddetinde beklenen depremin gittikçe yaklaştığını belirten Görür, İstanbul'un depreme hazır olmadığını vurguladı.

Görür, "Ekonomi topun ağzında. Deprem en büyük ekonomik felaket. Ekonomimizi depreme güvenli hale getirmedik. Alt yapımızı depreme güvenli hale getirmedik. İstanbul'da barajlar depremde ayakta kalacak mı, yoksa yıkılacak mı? Daha yapacağımız çok şey var. Özellikle alt yapı, çevre, ekonomi ve yapı stokunu depreme dirençli hale getirmede daha çok işimiz var. İstanbul için depreme hazır değiliz" diye konuştu.

Görür, benzer acıların yaşanmaması için yapılması gerekenleri, “Deprem odaklı kentsel dönüşüm yapmak lazım. Bizim uyguladığımız kentsel dönüşümler maalesef rant odaklı. Kentsel dönüşümdeki motor güç asla müteahhitler olmamalı. Bu kentsel dönüşüm de sadece yapı stokuyla ilişkili değil, kentin bütün bileşenlerinin depreme hazırlanması şeklinde olmalı. Kentin bileşenleri; halk, alt yapı, yapı stoku, çevre, ekonomidir” sözleriyle ifade etti.

Merkez üssü Gölcük olan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin bu kadar yıkıcı olmasının nedeni neydi? Hasarın büyüklüğünün birinci nedeni, depremin büyüklüğünün fazla olmasıydı. Depremin şiddeti önce 7.4 olarak söylenildi. AFAD bunu 7.6 olarak düzeltti. Aşağı yukarı 2 milyon 800 bin tondan fazla patlayıcıya eş değer bir enerji çıkartır. Böyle büyük bir deprem olması yıkımı fazlalaştırdı. İkincisi yer değiştirme yaptı. Fayın güney blokunu kuzeye nazaran 5,5 metre batıya doğru sürükledi. O da depremin büyüklüğünden kaynaklı. Bir başka neden, zeminin kötü olması. Mesela Adapazarı bataklık bir zemin. Kuzey Anadolu Fay Hattı da bataklık bir zemin üzerinden geçtiğine göre, zemin depremin etkisini büyüttü. Kayalık bir zemin olsaydı belki o kadar yıkım olmayacaktı. Çürük zeminlerde depremin etkisi büyür. Çünkü deprem dalgalarının en yıkıcı olanı S dalgalarıdır. S dalgaları çürük bir zeminin içerisine girdiği zaman yavaş hareket eder. Yavaş hareket etmesi, orada uzun zaman geçirip, yıkmak için daha fazla uğraşması anlamına gelir. Eğer sağlam zemin olsa hızlı geçer. Dolayısıyla zarar az olurdu.

Bir başka neden, insan eliyle yapılan hatalar oldu. Çürük çarık binalar yapılmış. İyi beton kullanılmamış. Zemin etüdü yapılmamış. Binalardaki kolon kiriş bağlantıları rastgele olmuş. Yeterince sağlıklı demir kullanılmamış. Binalarda korozyon almış başını gitmiş, eski binalar. Bina yapılmayacak sahillere, kumlu alanlara binalar yapmışlar. Ayrıca o zeminlerde sıvılaşma var. Sıvılaşma, kumlu zemin eğer iyi çimentolanmamışsa içerisindeki yer altı suyunun fazla olması anlamına gelir. Deprem dalgalarının basıncıyla zemin sıvı gibi hareket eder. Binalar batmaya veya dönmeye başlar. Bunlar yaşandı. 20 binden fazla insanımızı 50 saniyede kaybettik.

Depremin üzerinden 23 yıl geçti. Bu süre zarfında önlem aldık mı? Elbette 23 senede bir şeyler yaptık. Hazırlıkları hızlandırdık. Deprem konteynerları ortaya koyduk. Yollarda acil yol gidişleri yaptık. Parkları ona göre düzenledik. Deprem toplanma alanları oluşturduk. Belediyelerde acil müdahale merkezleri, deprem merkezleri kurduk. Elemanlar aldık. Acil kurtarma ekiplerini eğittik. Can kurtaran ekiplerini fazlalaştırdık. Mahalle gönüllüleri veya deprem gönüllüleri meydana getirdik. Özellikle İstanbul Valiliği, yurt dışından çeşitli projeler alarak okulları, hastaneleri, yolları, köprüleri, viyadükleri belli oranda yeniledi. Halk bilinçlendi. 99 depremini milat kabul ettik. Kentsel dönüşüm adı altında çürük binaları takviye etme, yeniden yapma girişimleri başlattık. Günümüzde de İRAP ( Afet ve Acil Durum Eğitim Merkezi) ve TARAP (Türkiye Afet Risk Azaltma Planı) oluşturduk. Bunlar yaptıklarımız. Çok faydalı, güzel.

Yaptıklarımız yapmamız gerekenlerin yanında henüz çok yetersiz. Yaptıklarımızdaki hızımız kaplumbağa hızı gibi. İstanbul'da vatandaşın yaşadığı yerlerin, buradaki evlerin, konutların depreme dirençli hale getirilmesi gerekir. Çok büyük bir kısmı henüz yenilenmedi. Asıl önemli vakaların, ölümlerin ve yaralanmaların olacağı konu bu.

Ekonomi topun ağzında. Deprem en büyük ekonomik felaket. Ekonomimizi depreme güvenli hale getirmedik. Alt yapımızı depreme güvenli hale getirmedik. İstanbul'da barajlar depremde ayakta kalacak mı, yoksa yıkılacak mı? Daha yapacağımız çok şey var. Özellikle alt yapı, çevre, ekonomi ve yapı stokunu depreme dirençli hale getirmede daha çok işimiz var. İstanbul için depreme hazır değiliz. Çünkü yapmamız gereken işi hızlı ve doğru yapmadık.

Göstermelik var. İstanbul için toplanma alanlarının çoğu maalesef yetersiz. İstanbul'da 330-340 tane toplanma alanı var. Bunların önemli bir kısmına sadece tabela konularak toplanma alanı denilmiş. Toplanma alanı tabelayla belirlenen boş yer değildir. Deprem sırasında insanlar oraya geleceğine göre o alanın yerinin, adresinin herkes tarafından bilinmesi, herkese tebliğ edilmesi gerekir. Oraya gelen insanlar belirli süre kalacakları için nerede oturacaklar, yatacaklar? Ne yiyecekler, içecekler? Tuvalet ve duş ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaklar? Birtakım alışveriş imkanları olacak mı? Bunların düşünülmesi ve o niteliğe kavuşturulması gerekiyor.

Kuzey Anadolu Fayı'nın kuzey kolu üzerinde Marmara Denizi'nin içinde bekliyoruz. Minimum 7.2, maksimum 7.6 büyüklüğünde bekliyoruz. Deprem Marmara'da olduğu zaman başta İstanbul olmak üzere bütün Marmara Bölgesi'ni etkileyecektir. Bir periyod var. 99'dan itibaren 30 yıl içerisinde 7 veya üzeri bir depremin olma olasılığı yüzde 64.

Deprem odaklı kentsel dönüşüm yapmak lazım. Bizim uyguladığımız kentsel dönüşümler maalesef rant odaklı. Kentsel dönüşümdeki motor güç asla müteahhitler olmamalı. Kentsel dönüşüm bir müteahhitlik projesi değildir. Bizzat merkezi veya yerel yönetimlerin iş birliği altında halkı da işin içine katmak suretiyle devletin gözetim ve denetimi altında olmalı. Bu kentsel dönüşüm de sadece yapı stokuyla ilişkili değil, kentin bütün bileşenlerinin depreme hazırlanması şeklinde olmalı. Kentin bileşenleri; halk, alt yapı, yapı stoku, çevre, ekonomidir. Bu beş bileşen, depreme dirençli hale getirilmelidir. Bunlar uygulanırsa acıları yaşamaya son verebiliriz.

17 Ağu 2022 - 08:28 - Gündem

Muhabir  Selçuk Halkalı


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Denge Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Denge hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Denge editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Denge değil haberi geçen ajanstır.