Gülşen Hakkında Şok Sözler: O'na Öyle Bir İsim Sahip Çıktı Ki Bunu Hiç Kimse Beklemiyordu…

Son Dakika Haberi: İmam Hatipli birisine "sapık" diyerek, Türkiye'nin gündemine yerleşen ve tutuklanarak cezaevine gönderilen Gülşen hakkında şok sözler! Ona öyle bir isim sahip çıktı ki yer yerinden oynadı! Neler oluyor?

Pelin Akmeşe
Pelin Akmeşe Tüm Haberleri
+6
Haber albümü için resme tıklayın

Hakkında büyük bir karalama kampanyası yürütülerek hedef gösterilen ve “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla 49 gün tutuklu yargılanan Gazeteci Sedef Kabaş, sanatçı Gülşen'in tutuklanmasını değerlendirdi. Kabaş, yürütülen sürecin sistemli ilerlediğine ve bu kez “kurban” olarak Gülşen'in seçildiğine dikkat çekerek, Durum'a konuştu ve “Amaç sindirmek, susturmak. 'Ben kendi yaşamıma, kendi bedenime, kendi kararıma saygı duyulmasını istiyorum. Kimsenin buna bir tahakküm kurmasına izin vermeyeceğim' diyen kadınlara yönelik bir adım. Herkes Gülşen'e amasız fakatsız destek olmalı. Çünkü mesele, Gülşen'in söyledikleri değil. Mesele toplumu sindirmek” diye konuştu.

Ortada suç teşkil edecek bir şeyin iktidarın nezdinden önemli olmadığını ifade eden Kabaş, “Önce bir kurban seçiliyor. Ortada suç olması da önemli değil. Bir şarkı, atasözü, espri onların iktidarın nezdinde rahatlıkla suç olarak gösterilebiliyor. Burada, düşman hukuku denilen sistem işletiliyor. Tıpkı Hitler Almanya'sında yapıldığı gibi” dedi.

Kendi ve Gülşen'in tutukluluk sürecinde olduğu gibi eyleme değil özneye bakıldığını belirten Kabaş, şöyle devam etti: “Eğer kişi, onlardan biriyse her türlü eylemi yapabilir. Bu kadınları sokak ortasında doğramak olabilir, onlarca çocuğa sistemli olarak yıllarca tecavüz etmek olabilir, uluslararası çapta Türkiye'yi gri listeye sokacak şekilde uyuşturucu kaçakçılığı yapmak olabilir, kara para aklamak olabilir, teröre destek suçları olabilir, devletin ve iktidarın bütün olanaklarını kullanarak ülkenin altını üstünü yağma etmek olabilir, cinayet olabilir, kadınlara tecavüz edip katledip sonra milletvekili olarak hayatlarına devam etmek olabilir... Ama buradan savcılar, bir şüphe dahi duymaz. Bunların hiçbiri konusunda bir adım atılmaz. Bu şüpheyi izleme zahmetine bile katlanmayacak bir düzen kurdular.”

Dik duran, eleştiren, yanlışları ortaya çıkaran, özgür, demokratik, laik, insanlara hele bu özelliklere sahip kadınlara büyük bir nefret olduğunu dile getiren Kabaş, “Dolayısıyla saldırmak için de bu özellikte olan kadınları seçiyorlar. Sonrasında yandaş medya ve trol ordularına haber gidiyor ve sistemli bir linç kampanyası başlıyor. Benimle ilgili linç kampanyalarına ve nefret söylemlerine de 'Aferin iyi gidiyorsunuz, devam edin' onayı verilmişti. Çok sistemli bir strateji üzerinden 'toplumda infial yaratıldı' denilerek savcıları harekete geçiriyorlar. Gülşen'in esprisinden toplum, ne rahatsız olmuştur ne duymuştur ne de olası infialden haberi vardır. Ama böyle bir algı yaratıyorlar. Sonra savcılar, bunu gerekçe göstererek gözaltı kararı veriyor. Gece yarısı operasyonuyla insanlar ve savundukları düşünceleri terörize ediliyor. Akabinde tutuklu yargılama kararı.... Tabi bunların hepsi yukarıdan gelen talimatlar doğrultusunda organize ediliyor. Bütün bunlar, sonucu belli bir amaca hizmet eden sahneler” ifadelerini kullandı.

Gülşen'in tutuklanmasını isteyen savcıyla kendisini gözaltına aldıran savcının da aynı olduğuna dikkat çeken Kabaş, “Çocuğum yaşındaydı. Hakkımdaki iddianameyi de onun yazdığını düşünmüyorum. Ona yazdırıldı. Senin ifadeni alıyor ama bunu sadece yapmak için yapıyor” dedi. Tutuklama gerekçesi için de delil karartma ve kaçma şüphesinin olması gerektiğini söyleyen Kabaş, şunları aktardı: “Bizim yerimiz, yurdumuz belli. Zaten o konuşmayı yapmış, delil karartamaz. Kaçma şüphesi yok, nasıl tutuklama veriliyor? Burada, özgür ruhlu bir kadının taviz vermeden duruşunu devam ettirmesi rahatsızlık yaratmıştır. Amaç sindirmek, susturmak. 'Ben kendi yaşamıma, kendi bedenime, kendi kararıma saygı duyulmasını istiyorum. Kimsenin buna bir tahakküm kurmasına izin vermeyeceğim' diyen kadınlara yönelik bir adım. Bu şekilde yaşayan hangi siyasi görüşten hangi cenahtan kadın olursa olsun bir hedef ve hırs var. En büyük korkuları toplumun bu kadınlardan feyz alması, bu kadınların cesaretinden cesaret bulması, bu kadınların topluma ilham kaynağı olması. Bunlardan çok korkuyorlar.”

Amasız fakatsız herkesin Gülşen'e destek vermesi gerektiğinin altını çizen Kabaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben içerideyken yazımda, 'Ama o da bu atasözünü söylemeseydi diyenlerle, aman canım o da kısa etek giymeseydi diyenler arasında zerre fark yok' dedim. Gülşen hakkında da kimsenin 'Ama o da o espriyi yapmasaydı, ama o da o şarkıyı söylemeseydi' deme lüksü yok. Herkes Gülşen'e amasız fakatsız destek olmalı. Çünkü mesele, Gülşen'in söyledikleri değil. Mesele toplumu sindirmek.”

Kabaş, “Toplumu kin ve nefrete teşvik etmekten gerçekten hapis cezası verilseydi bugün dışarıda AKP'li hiç kimse kalmazdı. Bence kim olduğuna bakmadan bu işin ahlaki, vicdani ve hukuki boyutuna dayanarak Gülşen'e ya da Sedef Kabaş'a ya da benzerlerine sahip çıkmak gerekiyor. Aslında bu kadar çok saldırmalarının sebebi de korkmaları. En çok saldıran, en çok korkanlardır. Şunu da bilsinler ki kadınlar her zamankinden daha güçlü ve cesur” şeklinde konuştu.

26 Ağu 2022 - 17:56 - Magazin

Muhabir  Pelin Akmeşe


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Denge Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Denge hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Denge editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Denge değil haberi geçen ajanstır.