Sapanca Gölü'nü Bitirdiniz: Yazıklar Olsun

Türkiye’nin sanayileşme ve şehirleşme açısından en gelişmiş bölgelerinden biri olan Sapanca Gölü, ülkemizin önemli tatlı su kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor. Ancak son yıllarda hızla artan inşai faaliyetler ve turizmdeki gelişmeler, göl ve çevresinde doğal yapıda değişikliklere ve risklerin artmasına neden oluyor. Sapanca Gölü'ndeki sızıntı da bütün bunların tuzu biberi oldu. İşte detaylar.

İnsanlığın ortak geleceği için önemli hedefler arasında yer alan temiz suya ulaşım ve su kıtlığı konuları, günümüzde giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu nedenle, su kaynaklarının doğru ve etkili bir şekilde yönetilmesi büyük bir önem taşıyor.

Nüfus artışı, plansız kentleşme, sanayileşme ve tarımsal faaliyetler gibi etkenler, su stresinin dünyada ve ülkemizde artmasına neden oluyor. Bu durum, su kaynaklarının doğru ve planlı bir şekilde kullanılmasını gerektiriyor.

Maalesef, 27 Mart 2024 tarihinde Sapanca Gölü'nde meydana gelen akaryakıt sızıntısı olayı, su kaynaklarımızın karşı karşıya olduğu riskleri bir kez daha gözler önüne serdi. Bu tür kazaların yaşanmaması için etkin bir havza yönetim planının oluşturulması ve uygulanması gerekiyor.

Su havzalarının sürdürülebilirliği açısından, havzayı bir sistem olarak ele almak ve bu sistemi analiz etmek önemli bir adımdır. Bu analizler, korunma, kirlilik önlemleri, sürekli izleme ve planlama gibi unsurları içermelidir.

Su kaynaklarımızın korunması ve uygun yönetilmesi için yerel ve ulusal düzeyde kararlılık gerekiyor. Sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde ele alınacak sorunların çözümünde, yerel kurumlar ve halkın katılımı esas alınmalıdır.

Artan su stresiyle birlikte, su kaynaklarımızı koruma ve akılcı kullanma konusunda acil adımlar atmamız gerekiyor. Sapanca Gölü ve çevresinin korunması için etkin bir havza yönetim planı oluşturulmalı ve bu plan kararlılıkla uygulanmalıdır. Bu sayede, gelecek nesillere sağlıklı ve yeterli su kaynakları bırakabiliriz.

İŞTE ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI KOCAELİ ŞUBESİ'NİN AÇIKLAMASI

SAPANCA GÖLÜNDEKİ KİRLİLİK
Türkiye’nin sanayileşme ve şehirleşme açısından en gelişmiş bölgesi içerisinde yer alan Sapanca Gölü ülkemizin önemli tatlı su kaynaklarından biridir. Ancak gölün yakınından otoyolunun geçmesi ile birlikte hız kazanan inşai faaliyetlere ek olarak havzanın turizm açısından bir cazibe merkezi haline gelmiş olması genel doğal yapıda değişikliklere sebep olduğu gibi riskleri de arttırmıştır.
İçilebilir ve kullanılabilir nitelikte olan su kaynaklarısadece ülkemiz açısından değil tüm dünya açısından gittikçe daha fazla önem arz etmektedir. Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi’nde insanlığın ortak geleceği için önem arz eden 17 hedef arasında TEMİZ SUYA ULAŞIMve SU KITLIĞI yer almaktadır. Ayrıca yoksulluk, açlık, sağlıklı bireyler, temiz ve erişilebilir enerji, sanayi, sürdürülebilirlik ve şehirsel yaşam, iklim gibi diğer başlıkları da sudan bağımsız düşünmek mümkün değildir.
Nüfus artışına bağlı olarak gelişen plansız kentleşme, sanayileşme ve tarımsal faaliyetler gibi yanlış arazi kullanımları ve küresel ısınma dünyada ve ülkemizde su stresinin artmasına neden olmaktadır. Bunlara ek olarak suyun doğru ve planlı kullanımı açısından çoğu havzada sürdürülebilir yönetim anlayışının benimsenmemesi hayati derecede önemli su kaynaklarının hızla tüketilmesine ya da kirletilmesine neden olmaktadır. Suyun aynı zamanda stratejik bir kaynak olduğu da düşünülürse su havzaları hem yaşamsal hem stratejik olarak önemle takip edilmesi gereken doğal ortamlar olarak önem arz etmektedir.
Geleceğimize dair elimizde böyle bir tablo varken maalesef 27 Mart 2024 tarihinde yol çalışması yapıldığı esnada NATO akaryakıt boru hattının bir kolu delinmesi üzerine meydana gelen olayda Sapanca Gölü’ ne akaryakıt sızıntısı olmuştur. İçme suyu kaynaklarımızdan biri olan Sapanca Gölü için tabi ki hem doğal hem de beşeri birçok unsurun risk oluşturması muhtemeldir. Ancak kimyasal, yakıt, atık vs gibi sızıntı ihtimalinin bile düşünülemeyeceği şekilde ciddi, etkin bir havza yönetiminin olması gerekmiyor mu?
Havzayı bir sistem olarak ele almak ve bu sistem unsurlarının birbirine olan etkisini belirleyerek analiz etmek havzalarının sürdürülebilirliği açısından gereklidir. Bunun için en önemli unsur korunması, kirlilik önlemleri, bilimsel verilerle sürekli izlemekve o ölçekte planlamadan geçer. Sapanca Gölü Havzası’nda gerek arazi kullanım,nüfusun artması ve turizmin etkisiyle kentleşme, gerekse hidrolojik açıdan toplumsal ve ekonomik faaliyetlere ev sahipliği yapması açısından sürdürülebilir bir yönetim planı çerçevesinde yönetilmek ZORUNDADIR.
Su kaynaklarımızın korunması ve uygun yönetilmesi için yerel ve ulusal alanda kararlılık gerektirmektedir. Sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde ele alınacak sorunların çözümünde yerel kurumlar ile havza halkının katılımı esas alınırken öncelikli olarak havzanın doğal ortam özelliklerini korumaya yönelik olmalıdır.
Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün (WRI) su kıtlığına dair hazırladığı rapor, 2010 ve 2040 yıllarında dünyada hangi ülkede ne oranda su stresi yaşanacağını gösteriyor.
Türkiye’ nin su stresi seviyesine bakıldığında 153 ülke arasında
2010’ da 41.sırada yer alırken, 2040’ a gelindiğinde 27.sırada olacağı belirlenmiştir.
Su kıtlığı yaşayacak bir ülke olarak yüksek risk taşımamız karşısında artık acil, kararlı, sürdürülebilir hedefler koymalı, uygulanmalı ve mevcut kaynaklarımızı üst düzeyde korumalıyız.
Sapanca Gölü’ nün korunması, etkin bir havza yönetim planının hazırlanmasıvebu planın kararlılıkla uygulanması ile mümkündür. Havza yönetim planı ekosisteminde yer alan doğal ve doğal olmayan tüm unsurları içine alacak şekilde oluşturulmalı, yetki ve etki sahibi ulusal ve yerel kurumlar, yetkin kişiler karar mekanizmasında muhakkak yer almalıdır. Ancak bu sayede sürdürülebilir bir havza yönetim planı ve modeli oluşturulabilir. Bu plan ile yeni tahribatların önüne geçilmeli, sonrasında yaşanabilir doğal ortamının korunması amacıyla iyileştirme ya da rehabilitasyon çalışmalarına başlanmalıdır.
Gelecek nesillere sağlıklı, yeterli su bırakılabilmesi ve sürdürülebilirlik için kaynakların çok iyi korunup, akılcı kullanılması gerekmektedir. Artık daha fazla zaman kaybetmeden tüm önlemlerin alındığı, kaynaklarımızın korunduğu ve bu gibi çevre kazalarının yaşanmamasını umuyoruz.
TMMOB ÇMO
KOCAELİ ŞUBESİ
YÖNETİM KURULU

03 Nis 2024 - 11:44 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Denge Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Denge hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Denge editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Denge değil haberi geçen ajanstır.