banner904
banner279
banner911

Dünyayı alarma geçiren koronavirüsle tanışmamızın üzerinden tam tamına 174 gün geçti.

Türkiye bu süreçte ciddi mücadeleler verdi.

‘Evde Kal’ mesajlarıyla kapımızı bacamızı kapatıp zorunlu olmadıkça çıkmamaya çalıştık.

Ekonomi, sanayi durma noktasına geldi.

Sağlığımız paradan daha önemli dedik evlere kapandık.

İlk başta gönüllü olarak sığındığımız limanlar zamanla mahkûmiyet alanlarına dönüştü.

İki oda bir salon evlerimizde sıkışmaya başladık.

Vakalar düşüp rakamlar istenilen düzeye inmeye başlayınca da normalleşme takvimiyle tanıştık.

Tedbiri elden bırakmayıp az da olsa kendimizi dışarıya atarak sahalara döndük.

Buraya kadar her şey normal…

***

Peki, sonra ne oldu?

Tedbirler, yasaklar, kısıtlamalar derken her şey rayına oturdu sandık, erken sevindik.

Test sayısı arttı vakalar düştü deyip derin bir oh çektik.

Her dakika televizyonlarda dönüp duran ‘salgın bitmedi, rehavete kapılmayın’ mesajlarını görmezden geldik.

Salgınla yaşamayı öğrendik öğrenmesine ama bu sefer de yabancılık çektirmedik.

Virüsle tanıştığımızdan beri aldığımız yola bir çırpıda taş döşedik.

Yetmedi cahillikte sınır tanımadık.

Ne koronavirüsün ABD yapımı olduğu kaldı ne de ‘Bana bir şey olmaz’ mantığı…

Otobüste, caddede, kafede takmak zorunda olduğumuz maskeleri önce çeneye indirmeye daha sonraysa sokağa atmaya başladık.

Yeri geldi sokakta yürürken önümüze çıkan maskeyi alıp yüzümüze geçirdik, yolumuza devam ettik.

Bu savaşta her şeye bir çırpıda alışan millet olarak yine duvara tosladık.

***

Haftanın 6 günü ofis ve ev arasında toplu taşıma kullanıyorum.

Sabah akşam bindiğim otobüslerdeki insan profilleri hep aynı.

Bir kısım var ki yanında biri hapşırsa ters bakar, öteki kesimse insanın ağzını hayretten açık bırakır.

Bugün yaşadığım olay aynen şöyle;

Eve gitmek için bindiğim otobüste maskeyi sadece dekor olsun diye kullanan beyefendi yüksek desibel sesiyle otobüsü inletti. Telefonda tükürükler saça saça konuşmaya hiç tereddüt etmeden devam etti. Maskenin çenesinin altında olduğunu fark eden yolculardan uyarı gecikmedi. Sonuçsa asıl vahim olan, ‘Bir şey olmaz, ben kendimden korkmuyorum. Ben ölmek için hazırım. Gelecekse gelsin.’

Yıl olmuş 2020. 4 ay sonra yeni bir yıla gireceğiz. Görünen o ki korona bizi yeni yılda da bırakmayacak.

Bu zamana kadar geldiğimiz noktada teknoloji, bilim, sanayi, ekonomi atılımları iyi hoş da insanlardaki bu cahilliği ne yapacağız?

Korona alarm veriyor, bana bir şey olmaz zihniyetininse hala tuzu kuru.

***

Kocaeli’de her gün denetim yapılıyor yapılmasına ama cahiller sürüsü bir şeyleri bir türlü öğrenemiyor.

Yapılacak şeyler çok da zor olmasa gerek.

Zorunlu olmadıkça evinizden çıkmayın.

Elinize, kolunuza hapşırıp gelişigüzel bir yerlere dokunmayın mesela.

Hijyene, temizliğe daha fazla önem verin.

Bir de maskeyi aksesuar olarak kullanmayın yeter!

Yapacaklarınız bu kadar basit aslında.

Peki, biz tüm bu olumsuzlara karşı bu savaşta hangi taraftayız?

Cahillere rağmen yine cahiller için mücadele etmeye devam eden mi,  mücadele ruhunu kaybetmeyen mi yoksa kendi cahilliğini çevresine de empoze etmeye çalışan mı?

Önce bir ona karar verelim de gerisini hallederiz, umarım!

Herkese iyi haftalar dilerim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

Dikkat!

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner1

banner912

banner23

banner642

banner475

banner472