Sevr ve Lozan Antlaşması

Kocaeli Denge haber portalının yazarlarından Dr. Vural Şahbenderoğlu'nun günlük makalesidir.

Bugün 24 Temmuz. "Türkiye’nin Tapu Senedi” olarak kabul edilen Lozan Antlaşması’nın üzerinden tam 99 yıl geçti. Yıllardır üzerinde başarı ve başarısızlık tartışması yapılan Sevr ve Lozan gibi iki önemli konuyu tarihi akışı içinde anlatarak yorumunu okurlarımın takdirine bırakıyorum.

Sevr’de İtilaf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu tarafından görevlendirilen heyet arasında görüşülüp kararlaştırılan ve kabul edilen konular özü itibariyle Osmanlı İmparatorluğu’nun varlığının sonlandırılması, topraklarının paylaşımı ve Türkleri Avrupa’dan, Balkanlar’dan ve Anadolu’dan atma planıdır.

Sevr’de alınan ve 433 maddeden oluşan kararlara göre;

1) Edirne ve Kırklareli dahil olmak üzere Trakya’nın büyük bölümü Yunanistan’a,

2) Ceyhan, Antep, Urfa, Mardin ve Cizre kent merkezleri Fransız mandası olmak üzere Suriye'ye,

3) Musul vilayeti en kuzeydeki kazası İmadiye dahil tamamen El Cezire'ye,

4) İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi’nin silahtan arındırılması ve savaş ve barış zamanında bütün devletlerin gemilerine açık olması ile yönetiminin on ülkeden oluşan uluslararası bir komisyona,

5 İzmir ili ile sınırlı alanda Osmanlı İmparatorluğu egemenlik haklarının kullanımının beş yıl süre ile Yunanistan'a bırakılması,

6) İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyonca bir yıl sonra istenmesi halinde bağımsızlık için Milletler Cemiyeti’ne müracaat edilebilmesi imkanıyla Fırat’ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeninin kurulması,

7) Osmanlı’nın savaşta veya daha önce kaybettiği Arap ülkeleri, Kıbrıs ve Ege Adaları üzerinde hiçbir hak iddia etmemesi,

8) Savaş döneminde katliam ve tehcir suçları işlemekle suçlananların yargılanması,

9) Osmanlı'nın 1914'te tek taraflı olarak feshettiği kapitülasyonların müttefik devletler vatandaşları lehine yeniden kurulması,

10) Türk hukuku ve idari düzeninin hemen her alanda Müttefikler tarafından belirlenen kurallara uygun hale getirilmesi,

11) Sivil deniz ve demiryolunun trafiğinin Müttefik devletler arasında yapılan iş bölümü çerçevesinde yönetilmesi,

12) Türk maliyesinin Müttefikler arası mali komisyonun denetimine alınması gibi kabul edilmesi mümkün olmayan pek çok hükümleri kapsamaktadır.

İzmir’in kurtuluşu ile TBMM Hükümetinin Yunanlılara karşı elde ettiği zaferin ardından Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmasından sonra İtilaf Devletleri 28 Ekim 1922’de TBMM Hükümeti’ni Lozan’da toplanacak olan barış konferansına davet etmişlerdir. Rauf Orbay bu görüşmelere katılmak istese de Mustafa Kemal Atatürk Mudanya görüşmelerini gerçekleştiren İsmet Paşa’nın Lozan’a baş temsilci olarak gönderilmesini uygun bulmuş ve İsmet Paşa’yı Dışişleri Bakanlığına getirmiştir.

İtilaf Devletleri, TBMM Hükümeti üzerinde baskı oluşturmak amacıyla İstanbul Hükümetini Lozan’a davet edince TBMM Hükümeti 1 Kasım 1922’de saltanatı kaldırmıştır.

TBMM Hükûmeti Lozan Konferansına katılarak Misak-ı Milliyi gerçekleştirmeyi, Türkiye'de bir Ermeni devletinin kurulmasını engellemeyi, kapitülasyonları kaldırmayı, Yunanistan ile arasındaki sorunları çözmeyi ve Avrupa devletleri ile arasındaki ekonomik, siyasi ve hukuksal sorunları çözmeyi amaçlamıştır. 20 Kasım 1922’de başlayan görüşmelerde Osmanlı borçları, Türk-Yunan sınırı, boğazlar, Musul, azınlıklar ve kapitülasyon konularında uzlaşma sağlanamamış ve 4 Şubat 1923’te görüşmeler kesilmiştir.

Görüşmelerin kesilmesi savaş ihtimalini yeniden gündeme getirmesi üzerine Atatürk, Türk Ordularına savaş hazırlığı talimatı vermiştir. Yeni bir savaşı göze alamayan İtilaf Devletleri görüşmeleri yeniden başlatmak üzere Türkiye’yi tekrar Lozan’a davet etmek zorunda kalmışlardır. Görüşmeler 23 Nisan’da başlamış, 24 Temmuz’da Antlaşmanın imzalanmasıyla sonuçlanmıştır.

24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşmasına göre;

1) Türkiye Suriye Sınırı, Fransızlarla imzalanan Ankara Antlaşmasında çizilen sınırlar olarak,

2) Irak sınırının, Türkiye ile İngilizlerin kendi arasında anlaşarak belirlenmesi,

3) Türkiye İran sınırının Osmanlı İmparatorluğu ile Safevi Devleti arasında 17 Mayıs 1639’da imzalanan Kasr-ı Şirin Anlaşması sınırları olarak,

4) Türk Yunan sınırı, Mudanya Ateşkes Antlaşmasında belirlenen sınırlar olarak belirlenmiştir.

Karaağaç istasyonu ve Bosnaköy’ün, Yunanistan'ın Batı Anadolu'da yaptığı tahribata karşılık savaş tazminatı olarak Türkiye'ye verilmesi kararlaştırılmıştır.

5) Gökçeada ve Bozcaada’nın Türkiye’ye, diğer Ege adalarının İtalya’ya bırakılması ve adaların silahsızlandırılması, Oniki Adanın Sevr’de kararlaştırıldığı gibi İtalya’ya, diğer adaların Yunanistan’a bırakılması;

6) Kapitülasyonların tamamen kaldırılması;

7) Azınlıklara güvence verilmesi ve eşit haklar tanınması;

8) Osmanlı borçlarının Osmanlı’dan ayrılan devletlerarasında bölüştürülmesi ve Türkiye’ye düşen borcun Fransız Frangı olarak taksitlendirilmesi;

9) Yabancı okulların Türkiye’nin belirleyeceği koşullarda eğitimlerine devam etmesi;

10) Ortadoks Patrikhanesinin siyasi yetkilerinden arındırılarak İstanbul’da kalması;

11) Boğazlarda, askeri olmayan gemi ve uçakların barış zamanında geçişi, Boğazların her iki yakasının askersizleştirilip, geçişi sağlamak amacıyla başkanı Türk olan uluslararası bir kurul oluşturulması ve bu düzenlemelerin Milletler Cemiyeti’nin güvencesi altında sürdürülmesi, karara bağlanmıştır.

Türk Kurtuluş Savaşı’nın Türklerin galibiyetiyle sonuçlanması ve 24 Temmuz 1923’te İsviçre’nin Lozan şehrinde TBMM temsilcileriyle Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan Portekiz, Belçika ve Yugoslavya temsilcileri arasında Lozan Antlaşması’nın imzalanmasıyla Sevr kararlarının hiçbir geçerliği kalmamıştır.

Bu bağlamda, Lozan’da alınan ve Türkiye’nin bugünkü sınırlarını belirleyen kararlar için Atatürk’ün “Lozan Antlaşması, Türk Milleti aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr antlaşmasıyla tamamlandığı zannedilmiş, büyük bir suikastın yıkılışını ifade eden bir belgedir…” sözü çok önemlidir.

Tarihi ve yaşanan olayları, yaşandıkları dönemdeki koşullar altında değerlendirerek ve bir çıkarımda bulunarak bugün karşılaşılan olaylar karşısında nasıl tutum almamıza yardımcı olabilecek yaşanmışlıklar olarak görmemiz, bugünkü Vatanı ve Cumhuriyeti bize armağan edenleri minnetle ve şükranla anmamız gerekir.

Sağlıklı günler dilerim değerli okurlarım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Vural Şahbenderoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Denge Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Denge hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Denge editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Denge değil haberi geçen ajanstır.

01

Serdar İleri̇ - Önemli ve bir o kadar da tarihi olguyu çok net ve anlaşılır bir dil ile anlattığınız için teşekkürler Değerli üstadım..

Şunun altını çizmek gerekiyor ki,Sevr'e göre Osmanlı bu günlere gelseydi bir çok kentimize dış hatlardan uçuyor olacaktık.. Lozan'ı karalayanların veya yetersiz bulanların ? yıl öncemizi hatırlaması gerekiyor..

Eline yüreğine sağlık.. Serdar İLERİ

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 25 Temmuz 17:21


Anket Hangi Koronavirüs Aşısına Güveniyorsunuz?