Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Kocaeli Denge haber portalının yazarlarından Dr. Vural Şahbenderoğlu'nun günlük makalesidir.

Bundan tam yüz yıl önce “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz” diyerek 26 Ağustos’ta Büyük Taarruzu başlatan ve Yunan kuvvetlerinin Batı Anadolu’dan çıkarılmasını sağlayan, bu toprakları bize yurt yapan Ulu Önder Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını saygıyla, rahmetle ve minnetle anıyor, bütün okurlarımın Zafer Bayramını kutluyorum.

Türklerin Anadolu’ya girmeleri ve Anadolu’nun kapılarının sonsuza dek Türklere açılması 1071’de Malazgirt Meydanı’nda Büyük Selçuklu Devleti hükümdarı Alp Arslan’ın, Bizans İmparatorluğu hükümdarı Romen Diyojen’i mağlup etmesiyle gerçekleşmiştir. Ancak, Türklerin Anadolu’da kalmaları ve bugünkü son Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni inşa etmeleri ise “Büyük Taarruz” olarak Kurtuluş Savaşı sırasında Mustafa Kemal Paşa’nın bizzat komuta ettiği Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde düşman birliklerinin imha edilmesiyle ve İzmir’de denize dökülmesiyle mümkün olmuştur.

 Büyük Taarruz, Mustafa Kemal Paşa’nın 20 Temmuz 1922’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden dördüncü kez aldığı Başkomutanlık yetkisi kapsamında Ağustos’un 26’sını 27’sine bağlayan gece Afyon’da başlamış ve Dumlupınar Meydanı’nda düşmanın imha edilmesi ile Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanmıştır.

1071’deki Malazgirt Meydan Muharebesi ile 1922’de gerçekleştirilen Dumlupınar Meydan Muharebesi’nin aynı tarihte, 26 Ağustos’ta başlaması hiç şüphe yok ki tesadüfi değildir. Mustafa Kemal Paşa “Büyük Taarruz” için bu tarihi seçmekle Türk tarihine sahip çıktığını anlatmakla birlikte, sonraki kuşaklara da 1071 yılının Anadolu’nun kapılarının Türklere açıldığının, 1922 yılının ise Türklerin sonsuza dek Anadolu’da kalacaklarının mesajını vermekte, geçmişle gelecek arasında bağ kurabilmelerine, değerlendirme yapabilmelerine ve çıkarımda bulunabilmelerine olanak tanımaktadır.

Bugün için üzerinde düşünülmesi gereken konu, Atatürk’ün gelecek kuşaklara tanıdığı bu fırsatın gerektiği gibi değerlendirilip değerlendirilmediği ve anlaşılıp anlaşılmadığıdır.

Büyük Selçuklu Devleti henüz bir yüzyıl dahi dolmadan 1157’de neden yıkılmıştır? Söyleyelim. 1141’de Karahitay ve Selçuklu orduları arasındaki Katvan Savaşı’nın esaslı etken olmasının yanında; merkezi otoritenin zayıflaması, taht kavgaları, Oğuz isyanları, Haçlı Seferlerinin başlaması, Abbasi halifelerinin Selçuklu egemenliğinden kurtulmak için yürüttüğü çalışmalar, şehzade ayaklanmaları, kötü yönetimin yarattığı özellikle ekonomideki bozulmalar ve bunun orduya yansıması.

Benzer nedenleri Büyük Selçuklu Devleti’nin yıkılışından sonra kurulan Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılış sürecine girmesiyle 1299’da Osman Gazi’nin bağımsızlığını ilan etmesiyle kurulan ve 600 yıl boyunca varlığını sürdüren Osmanlı İmparatorluğu için de söylemek mümkün.

Avrupalıların Osmanlı için “Hasta Adam” olarak tabir ettikleri gerileme dönemi, 1699’da Karlofça Anlaşması neticesinde ilk toprak kaybını yaşanmasıyla başlamış ve bu tarihten itibaren de artarak devam etmiştir. 1789 Fransız Devrimi sonrası tüm dünyada yayılan milliyetçilik akımı Osmanlı’da da etkisini göstermiştir. Balkan Savaşları sonrasında birçok Balkan ülkesi ayrılarak bağımsızlıklarını ilan etmiştir. Nihayetinde 1914’te başlayıp 1918’de sona eren 1. Dünya Savaşı’nı İtilaf devletlerinin kazanması ve İstanbul’u işgal etmesi, bazı milletvekillerinin tutuklanarak sürgüne gönderilmesi ve Meclis-i Mebusan’ın kapatılmasıyla Osmanlı Devleti fiilen sona ermiştir.

Bu durum, 1071’de Anadolu’ya gelmiş ve defalarca devlet kurmuş Türkler için Anadolu’da yok olma anlamına gelmektedir ki, kabul edilebilir değildir. Bu durumun kabul edilemeyeceğine dair ilk tepkiyi Mustafa Kemal Paşa İtilaf devletlerine ait olup çoğunluğunu İngiliz askerlerinin oluşturduğu filonun İstanbul’da görülmesinin ardından “geldikleri gibi gidecekler” sözüyle ortaya koymuştur. Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basarak Amasya Tamimi ile “Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” cümlesiyle özetlenen iradesi, Sivas ve Erzurum Kongrelerinin ardından 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışıyla milletin iradesine dönüşmüştür.

İşte Türk Kurtuluş Savaşı, Mustafa Kemal Paşa’nın iradesinin milletin iradesi olarak gerçeğe dönüştüğü, bağımsız bir devlet kurma kararlığının gösterildiği, Sakarya’dan Dumlupınar’a ve düşmanın İzmir’de denize döküldüğü ve nihayetinde 1 Kasım 1922’de Osmanlı saltanatının kaldırılarak 1923’te Cumhuriyetle taçlandırıldığı savaştır.

Türk Kurtuluş Savaşı’nı veren, bu vatanı ve Cumhuriyeti bize bahşeden başta Atatürk olmak üzere bütün şehitlerimizi saygıyla, minnetle ve rahmetle anıyorum. Ruhları şad olsun.

Bir yüz yıldır yaşattığımız ve sonsuza kadar yaşatacağımız laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde sağlık ve huzur içinde yaşamanızı diliyorum değerli okurlarım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Vural Şahbenderoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Denge Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Denge hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Denge editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Denge değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kocaeli Ticaret Odası'nda seçimi kim kazanır?