Fethiye Caddesi’nde Doğum Sancısı: İnşallah Çocuk İkiz Olur

Kocaeli Denge Genel Yayın Yönetmeni İlker Akşit'in İzmit Fethiye Caddesi'ndeki gerilimin ardından yazdığı köşe yazısıdır.

Kocaeli’nin Taksim’i, İzmit’in kalbi Fethiye Caddesi yine, yeniden gündemde!

Bir Fethiye Caddesi sakini olarak, bu durumdan çok memnunum.

Çünkü yıllardan beri kaderine terk edilen, adeta amiyane tabirle şehrin krallarının bile unuttuğu bir haldeydik.

Şimdi en azından, kentin gündemindeyiz!

Herkes bizim caddeyi konuşuyor.

Reytingimiz yükseldikçe yükseliyor.

AK Parti’liler bile artık hemen hemen her gün bu caddede!

CHP’liler zaten hep burada!

Şimdi, dün gece ve bugün yaşananları bir kenara bırakarak diyorum ki, gelin büyük bir cesaretle Fethiye Caddesi’nde büyük bir kentsel dönüşümü konuşalım.

Bina sahipleri, dükkan sahipleri, ev sahipleri…

Herkes elini taşın altına koysun.

Neredeyse 50 yıldır boyanmayan binalar, sıvası dökülen yapılardan; bitişe sürüklenen bir caddeden, yeniden eski günlerine dönen bir Fethiye yaratalım.

Ama kimse şikayet etmeyecek kardeşim.

Herkes kapısının önünü süpürecek.

Bir standart belirlenecek.

Tıpkı İstanbul Taksim’deki gibi binaların rengi, tabelaların boyu gibi ince detaylar bile bir standartta olacak.

Kurallar olacak ve herkes bu kurala uyacak.

İdare de çok net ve keskin olacak, “Kural istemiyorsan, Çarşamba Pazarı’na gideceksin” diyecek.  

Türkiye’nin her yerinde kentsel dönüşüm projeleri dur durak bilmeksizin devam ederken, İzmit Fethiye Caddesi’nde neler olup bittiği, yakın gelecekte buraların neye dönüşeceği merak uyandırıyor.

Burada yaşanan dönüşümü, gelinen son noktayı ve yakın gelecekte neler olabileceğini düşündükçe ben de heyecanlanıyorum.

Elbette bu değişim sadece fiziksel bir değişim değil; yani kente yapılan bir estetik operasyon ya da makyaj değil söz konusu olan.

Bölgenin ekonomisi, kültürü, yaşam tarzı da bu değişimden nasibini almak zorunda…

Biz biraz da Fethiye Caddesi’nde yaşanacak değişimin; özünde İzmit’i nasıl değişip dönüştürdüğünü, ortaya çıkan/çıkacak olan yeni çehrenin neye benzediğini/benzeyeceğini konuşalım.

Bir tane bile kitapçısı, sineması, tiyatrosu olmayan, tarihi mekânları bir bir kapanan Fethiye Caddesi’ni bir kültür ve sanat merkezine dönüştürebilir miyiz?

Fethiye Caddesi tüm görkemiyle tüm etkinlikleriyle sürdürmüş olan bir İzmit markası… Hem marka hem de marka semti.

Fakat özellikle 1950’lerden itibaren İzmit’in yaşadığı hem demografik değişim hem de yapısal imar değişiklikleri nedeniyle, kent bütün ölçeğiyle varoşlarından merkezine çok sancılı süreçlerle, bir sürü sorunu da birbiri ardına takarak bugünlere geldi.

Bugün git gide kangrenleşen ve çözülemez bir hale doğru hızla evrilen bir süreci yaşıyoruz.

Şimdi, diyebilirsiniz ki, “İlker, şehir neyi tartışıyor, sen ne diyorsun, biz bir tane binayı yıktık, onu bile yeniden yapamıyoruz”

Hayır kardeşim hayır!

Ben, sizin kısır gündeminizin peşine takılmak zorunda mıyım?

Bugün konuşmamız gereken Vakıf İş Hanı’ndan çok ötesidir.

Kaldırım taşları, parkelerden daha fazlasıdır.

Gelin kardeşim, şuraya bir el atalım.

Diyebilirsiniz ki, hangi boş dükkana kitapçı açacağız, nasıl sinema kuracağız, nereye tiyatro yapacağız?

Ben size hepsi için yer de bulurum.

Yeter ki, artık bu şehir için farklı şeyleri konuşalım.

Cesur adımlar atalım.

Mesela benim Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanım, cesur bir adım atarak, “Arkadaş, bu Belediye-İş Hanı çirkinliği İzmit’e yakışmıyor, ben cesur bir atacağım burayı yıkacağım” desin.

Mesela benim İzmit Belediye Başkanım, Fethiye Caddesi’ndeki üst yapı sonrası; bu caddeyi Türkiye’ye örnek bir cadde yapmak için düğmeye bassın, kim ne diyor diye düşünmesin.

Her şeye rağmen, 20 sene sonra dokunulan bir cadde…

Çünkü yıllardan beri kaderine terk edilen, adeta amiyane tabirle şehrin krallarının bir haldeydik.

Şimdi en azından, kentin gündemindeyiz!

Herkes bizim caddeyi konuşuyor.

Fethiye Caddesi’nde bu yaşananlar doğum sancısı…

20 sene sonra bir çocuk doğacak.

Ben diyorum ki, inşallah “ikiz” olur.

Yani değişen sadece parke taşları olmasın, kaderimiz de değişsin.

Bunun için ihtiyacımız olan tek şey var.

“Cesaret…”

O da aslında damarlarımızdaki asil kanda mevcut!

Öyle değil mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlker Akşit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Denge Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Denge hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Denge editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Denge değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kocaeli Ticaret Odası'nda seçimi kim kazanır?