Mutlu Üniversite, Mutlu Hastane, Mutlu Hasta…

Kocaeli Denge Genel Yayın Yönetmeni İlker Akşit'ten yine tarihi bir yazı daha...

Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk dün düzenlediği basın toplantısıyla birinci yılını anlattı.

Uzun uzun dinledik ve uzun uzun yazdık.

Neredeyse bütün meslektaşlarım geldi, bugün de konuyla ilgili haberler, köşe yazıları çıktı. Dolayısıyla ben, bu yazıda hocamızın anlattıklarına değil de, kendi sorduğum soruya ve verilen cevaba gireceğim.

Rektör Hocamızdan "Mutlu Üniversite" mesajı geldi; şehirle bütünleşen bir araştırma üniversitesi olacağız hedefi koyuldu. Bir saatlik toplantı bitiminde soruları alırken, ben de elimi kaldırdım ve aynen şunları söyledim…

"Hocam, toplumla bütünleşeceğiz diyorsunuz ama zaten buluştuğunuz en iyi yer Üniversite Hastanemiz. Allah hastanemizin eksikliğini göstermesin ama bu hastaneye dokunacak msınız? Çünkü hastanemiz çok yorgun, yıprandı. Hiç değilse içerideki kokuyu yok edelim. Siz Mutlu Üniversite dediniz ama benim o hastaneden içeri girdiğimde moralim bozuluyor, depresyona giriyorum"…

Neden?

Çünkü Kocaeli Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi her gün ortalama 5 bin kişiyi ağırlayarak zaten, Kocaeli ile bütünleşmiş durumda. Hatta Marmara ile bütünleşmiş durumda! Ve KOÜ’nün şehirdeki vitrini, markası burası!

Ve yenileme meselesine gelince, Kocaelispor’a 100 milyon bulan bu şehir, üniversite hastanesini bu halde bırakacaksa hepimize yazıklar olsun!

Biz hala oradan cenazemizi almaya giderken, Morg’a girerken, karanlık dehlizlerin içinden, şapır şupur suya basıp geçeceksek yine yazıklar olsun!

Her şeyden önce şunu söyleyeyim.

Bu, benim kişisel bir meselem değildir.

Başta sayın rektörümüz olmak üzere, Kocaeli Üniversitesi’nin bütün saygın akademisyenleri, doktorları benim için daima bir telefonun ucunda oldular, ne istediysek yaptılar. Allah razı olsun. Her zaman minnettarım. İlker Akşit’in üniversiteye sadece teşekkür borcu var. Ancak dediğim gibi, bu bir kişisel mesele değildir. Çünkü benim Kocaeli halkına da gerçekleri söyleme gibi bir borcum var. Şüphesiz ben de sizin gibi “Yaşamımı insanlığın hizmetine adayacağıma ant içerim” diye bir yemin etmiş bir kutsal mesleğin mensubuyum.

Şunu da çok iyi biliyorum. Bugün özel hastanelerimiz, diğer hastanelerimiz sıkıştığında topu taca atar gibi, hastayı anında oraya gönderiyor. Aslında hasta olmayan “hastalık hastaları” da geliyor. Başı ağrıyan da geliyor.

Ancak hastanemizde her şeye rağmen, bütün şartları da zorlayarak, bir dokunuş gerekiyor.

Çünkü özellikle eski binadan içeri giren adeta dün de söylediğim gibi depresyona giriyor hocam.

Burayı yenilemeliyiz.

Sadece artık bitmiş binayı değil, zihniyeti de yenilemeliyiz.

Ve bizzat geçen ay, yeni poliklinik binasında başımdan geçen bir olayı anlatmak isterim.

Özel muayene için randevu aldım ve içeride beklemeye başladım. Sıram gelmeden bir lavaboya gireyim dedim. Çıkarken de her insan gibi elimi sabunlamak için sabunluğa bastım. Sabunluğa basıyorum basıyorum, elime kaygan bir şey geliyor. Allah Allah dedim. Ama basmaya devam ettim. Elim yapış yapış. Sonra elimi burnuma götürdüm. İğrenç bir koku. Can havliyle kendimi lavabodan dışarı attım ve yan taraftaki engelliler tuvaletine girdim. Orada elimi dakikalarca sabunladım ama iğrenç koku devam ediyordu. Kapının önünde bir temizlik görevlisini gördüm. Ne yaptınız içeride dedim? “Abi sorma ya, denge sorunu olan bir personel arkadaşımız sabunluk yerine yanlışlıkla çamaşır suyunu boca etmiş, şimdi hallediyoruz” dedi.

Aramızdaki diyaloğun bundan sonrası elbette sansürlüyorum.

Yani, sayın hocam…

Siz, ihtişamlı bir üniversitenin rektörüsünüz. Elbette bu işlere bakacak değilsiniz ama işi ehline veriniz.

Bakın, son 20 yılda hiçbir rektörün böyle basın toplantısı düzenlediğini görmedim. Ama dün yapıldı! Niye? Çünkü “Ya bu haberi niye yaptınız ya, keşke arayıp bir sorsaydınız ya” diyen kadrolar gitti, yerine Doç. Dr. Banu Küçüksaraç gibi isimler geldi. Çünkü işi ehline verdiniz.

Hastanede de öyle yapın hocam.

Mesele bu hastanenin bir müdürü mü var, sorumlusu mu var? İşte bu adam, en azından iki saatte bir koltuğundan kalkıp, şöyle bir dolaşsın hocam. Hiç değilse arada bir WC’lere girsin. Sabunluğa bassın. İçinden sabun mu çıkıyor, Arap sabunu mu çıkıyor, yoksa yine dengesiz bir personel çamaşır suyu mu koydu bir kontrol etsin. İşte böyle adamları bulup, iş başına getirirsek, işi ehline verirsek; hiç değilse oraya canı burnunda şifa bulmaya, medet ummaya gelen garibanları çamaşır suyuyla yakmayız.

Liyakat önemli hocam.

İşi ehline ver hocam.

Bu arada yazıyı yazarken; 15 Mart 2018’e döndüm. Gazeteyi kurarken, isim için çok düşündük, çok tartıştık. Sonra dedik ki “denge” olsun.

Niye?

Çünkü “denge” en çok ihtiyacımız olan şey ve hayatın anlamı.

Denge şaştığında.

Denge kaybolduğunda.

Her şey olur.

Sonra bir bakmışsın, elini ağzını yüzünü çamaşır suyuyla yıkıyorsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlker Akşit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Denge Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Denge hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Denge editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Denge değil haberi geçen ajanstır.

02

Gerçek Gazeteci - İlker bey, hastaneye kişisel olarak işiniz düştüğünde zorlukla karşılaşabileceğinizi düşünerek, tıp fakültesine ilişkin sadece suya sabuna dokunan bir gazetecilik yapıyorsunuz. Tıp fakültesindeki skandallara, liyakatsizliklere, yardımcı personel atamalarına, mobbinglere değinen bir tek yazınızı hatırlamıyorum, sizi ürküten ne? Gerçek gazeteci ürkmez, korkmaz, çıkar ilişkisine girmez. Bahse konu skandal vb. durumlardan haberdar olmamanız mümkün değil. Eğer gerçekten haberim yok diyorsanız telefon numaranızı yazın, randevu verin, yüz yüze anlatayım. Ek not: bu yorumu bile yayınlama cesareti gösterip göstermeyeceğinizden emin değilim, sizi 8-10 yıldır tanıyorum

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 06 Şubat 09:45
01

Korkuyorum - Üniversite ve hastane yönetimi korkak insan korkak çocuk değerlerini önemsiyor mu? Ya da korktuğu için kaçarken araba çarpması sonucu sakat kalan, ölen insanları önemsiyor mu? Bu durumu engellemek için köpeklerin yoplatilmasi hk.ikgili kurumlara yazılı başvuruda bulunmuşlar mi?

Poliklinik girişine hastasını getiren kişinin arabasından hasta inebilmesi için birakikan alanda zincir cekilerek ensesi kalın kişiler için güvenlik görevlilerinin degnekcilik yapmasını engelleyecek projesi var mı?

Bir sonraki kahvaltıda sorun bakalım ne diyor?

Yaşayacağız göreceğiz.

Neyseki bahar geliyor. Çiçekler açacak kuşlar otecek.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 02 Şubat 14:40


Anket Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Seçiminde Kime Oy Verirsiniz?