Ve Sandık Konuştu: Sesimi Duyan Var Mı? (2)

Uçan Adam Sabri'den bir seçim analizi daha...

Yerel seçimlerin üzerinden 1 hafta geçti. Kazanan taraflar son derece gerinerek ve hevesle koltuğa kuruldular. Bu gerinme, bu övünç bir hak mı bilemiyorum? Ama "yurttaşın sahibi olduğu kamu hizmetini üretip sunması beklenenlerin de bu kadar havalı olmaması gerekir" diye düşünüyorum. Eski Roma'da "emir vermek için değil hizmet etmek için yönet" diye bir laf vardır. Daha ilk günden bu kadar artislik, bazı işaretleri de veriyor ya, neyyysee... "Ben sadece oy verenlerin değil vermeyenlerin de başkanıyım!" ifadesi alçak gönüllülükle birleşmiyorsa, "dikiş tutmaz  Sabrinin" dediği gibi "burası karışacak vaziyet alın" veya daha, sakince uçan adam Sabri'nin dediği gibi "o vakit büyük meseleler olacaktır!"

Bunlar bir bahs-i diğer aslında, amma bir de şu var temas etmeden geçemeyeceğim: Türkiye'de seçim sonuçlarının, verilen mesajın herkes tarafından çok nesnel olarak anlaşılabildiğini düşünmüyorum. Ne demek istiyorum? Yerele bakarak izah edeyim: CHP aldığı belediye sayısını artırdı. Artırdı sadece. Şöyle ki, Mayıs 2023 seçimi CHP ve bileşenleri 26 milyona yakın oy almışken bu seçim meclislerde 23 milyonun azcık üstü bir oy almış. %5 daralma var ve yeni kazanılan seçmen sayısı 300 bin gibi bir rakam. Gelen oyun çoğunun menşei İYİ Parti. Ama sorsan, sanki genel seçimleri kazanmış da bundan sonra ilanihaye iktidar olacakmış gibi bir özgüven, bir hoyratlık, bir yükselme içinde herkes. Bu da bir noktada anlaşılabilir: Çünkü yerel ve geneli uzun yıllardır domine eden iktidar partisi ve müttefikleri var karşılarında. Ufak bir başarı, devasa olarak telakki edilebiliyor özetle. AK Partililer ise seçim öncesi beyanatlarının altında ezilme ile gurur kırıklığı, yoğun bir sükut-u hayal arasında gidip geliyorlar. Bence iki yönlü de bileniyorlar: İçe ve dışa doğru. Onlar mevzuyu ben de onları anlayamıyorum. Konumuz bu da değil. Ne o zaman?

Sonuçta işimiz psikolojik tahlilden daha çok politik tahlil. Politik tahlili Kocaeli örneğinde şöyle yapalım:

1-Büyükşehir dahil AK Parti her yerde oy kaybetti. Şöyle ki Mayıs, seçiminde alınan 26 milyona yakın oydan 4 milyona yakını gitmiş ve belediye meclislerinde 22 milyonun azcık üzeri bir oy alınmış. Bu şaşırtıcı değil demek hata olur. Elbette ekonomi vs. etkili. Ama yerelde her kesimden takdir gören Tahir Büyükakın gibi bir aktörün bu denli oy erozyonuna maruz kalması daha fazla şaşırtıcı. Seçmen, iyi ile kötüyü yerel seçim özelinde değil genel politikalardan hareketle ayırmış gibi.

2-Ben AK Partililerin iki türde değerlendirme malülü olduklarını  düşünüyorum: Genel merkez siyasetinin çok belirleyici olması ve bürokratikleşme, aristokratlaşma (bu ikisini aynı anlamda kullanmıyorum ama birine sahip olunca diğeri otomatik ortaya çıkıyor). Bunu aşabileceklerini sanmıyorum. Uzun süre iktidarda kalmak yozlaştırmış, durum bu gibi.

3-CHP'nin kazandığı yerlerde oyunu artırmadığını herkes söyledi sanırım. Ya hemen hemen aynı ya da düşmüş oy. Buna rağmen seçim almak, rakiplerin seçmenini sandığa taşıyamamasından kaynaklanıyor. Yoksa öyle günlerce davul çaldıracak müthiş bir başarı öyküsü değil. Burada da seçmenin genel siyasete tepkisi yerel aktörleri zayıflamış veya tersi güçlendirmiş.

4-Önümüzdeki dönem ekonomik sıkılaşmanın ve zorlukların, geçim sıkıntısının mesela biraz  daha fazlalaşacağı bir dönem olacak. Bu durumda belediyelerin hizmetlerinde daralmanın, zorlanmanın söz konusu olabileceğini de söylemek olası. Hatta çoğu yerde personel maaşı ödemede bile sorun olabilir. Meclisi almış olmak belediye mallarını satmaya olanak sağlayacak da olabilir. Ama koca bir 5 sene nasıl geçer, ne yapılır? bilemem. Maharet burada belli olacak.

5-Belediye hizmetleri ve vaatler yeterince yerine getirilemezse bir dahaki dönem "yanar gülüm keten helva" . Bu herkes için böyle. Türkiye'de insanlar genel siyasete uzaktır. Ama yerel siyasetçiyi çay ocağında, lavaboda da olsa yakalar. Hesap sorar, yakasını toplar, yardım ister. Bir şekilde ziline basar, kapısını çalar. Buna göre ne yapılacaksa yapılacak. Aksi takdirde geleceğe, gelecek politikacılara kötü bir miras da bırakılmış olacak.

6-Gelecek deyince, ben gelecek dönem Tahir Büyükakın'ın yeniden aday olacağını düşünüyorum. AK Parti gördüğümüz o ki, yeni kuşaktan albenisi yüksek siyasetçi üretemiyor. Kendisi de sonraki seçim için kapıyı kapatmış değil, hafif aralık bırakmış vaziyette.

7-Fatma Kaplan'ın ise ne yapacağını kestirmek zor. Kendisi için zor olsa da yine piyasayı kolaçan ettikten sonra karar verecektir. Neticede kentte ismini şu veya bu şekilde duyurmuş, tanınır bir siyasetçi olarak temayüz etmiştir. Üstelik o da Büyükşehir kapısına ayağını koymuş, kapıyı açmaya hamle etmiştir.

8-Bunu söylemek için henüz çok erken ve mutlaka Sertif Gökçe'ye büyük haksızlık olacaksa da Derince'de bir dahaki dönem yönetimin yeniden değişebileceğini düşünüyorum. Burasını not düşeyim. Çünkü Sertif başkanın, - çok iddialı bir şekilde işbaşına gelmiş olsa da- bir efsane yaratabileceğini (kaynaklar, kadro, Büyükşehir etkisi gibi nedenlerle) öngörmüyorum. Orada kalıcı olmak zor olacak gibi görünüyor. Elbette daha "bismillah" evresinde ama öngörü de böyle bir şey işte.

9- Karamürsel için aynı şeyi diyemem. Orada, - İlker dahil-tanıdığım herkes mevcut başkanın çok makbül birisi olduğunu söylüyor. Öyleyse de icraat açısından ne yapacak, nasıl yapacak? bir görmek lazım. Kaynak üretme becerisi var mı, uyum, uzlaşma kuvveti nedir, nasıldır? bilemiyorum. Görmek beklemek gerekecek.

10-AK Parti'nin aldığı belediyeler de sıkışacak. Hiç rahat olmayacak elbette. Ama neticede can simidi olarak Büyükşehirleri var. Onlara bir şekilde el tutabilir mi? Şimdiye kadar yaptı yapacağını. Ama Sabri olarak ben olsam yapmam. Herkes kendi kanadıyla uçsun, derim. Bakalım Büyükşehir başkanı aynı şeyi der mi?

Sonuçta geldiğimiz noktada AK Parti siyasetinin çöktüğünü söylemek ne kadar yanlış olacaksa CHP ve diğer irili ufaklı partilerin siyaseten üstünlüğü bütün bütün ele geçirdiklerini söylemek de aynı derecede yanlış olur. Bir örnek vermek gerekirse 2023 seçiminde CHP'nin aldığı oya göre belediye meclislerinde aldığı oyun düşüşü, AK Parti'nin oy düşüşünden azcık daha fazla (1 milyon 600 bine karşı, 1 milyon 488 bin). Yani seçmenin genelini etkileme, kuşatma durumu yok gibi görünüyor muhalif tarafta. Elbette süreç nasıl ve nereye evrilecek, elde edilen nispi başarı genele, genel siyasete yansıyacak mı? bunu bekleyip görmek gerekir. İktidar kanadı dediğim gibi "içe ve dışa" salvolarla seçmeni bir süre daha oyalayacak gibi.

Her neyse "görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler" diyerek uzaklaşayım.

Haaade Allaha amanet!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Uçan Adam Sabri - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Denge Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Denge hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Denge editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Denge değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Seçiminde Kime Oy Verirsiniz?