Kıymetini bilmiyoruz

Sabah kalkıp işe gidebilmenin, akşam evimize ekmek götürebilmenin, sevdiklerimizin yanında, karın tokluğuna dahi olsa yaşayabilmenin, bu cennet vatand...

Sabah kalkıp işe gidebilmenin, akşam evimize ekmek götürebilmenin, sevdiklerimizin yanında, karın tokluğuna dahi olsa yaşayabilmenin, bu cennet vatanda kaçak göçek olmadan gezebilmenin çok kolay ve ucuz olduğunu mu zannediyorsunuz?

Ya Afganlılara göre?

Özbeklere?

Türkmenlere?

Pakistanlılara?

İranlılara göre? …

Bizler için çok değerli olduğunu hissetmediğiniz bazı zenginliklerimiz var ki, kimileri onlar için ne badireler atlatıp, ne zorluklar çekiyor, ne meşakkatlere boyun eğiyorlar. Oysa siz sadece bu ülke topraklarında dünyaya göz açarak kimilerine göre birkaç adım öndesiniz.

Şöyle bir zihin jimnastiği yapalım; biyolojik olarak, psikolojik olarak, yetenek olarak her türlü altyapınız sizde var, taşı sıkıp suyunu çıkarır derler ya o tarz bir yapı. Sizin için tek lazım olan, o yapısal zenginliklerinizi, kabınıza sığmayan enerjinizi sinerjiye çevirmek. Biraz daha sadeleştirecek olursak, sabah kalkıp işe gittiniz, işyerinizdeki çözülmeyen bir problemi kıvrak zekânız ile çözdünüz, patronunuz bunu görmezden gelmedi ve size 3 maaş ikramiye verdi. Kıvrak zekânız altyapınız ve enerjiniz oldu, çözümünüz sinerjiniz, ikramiye de ödülünüz.

Diyelim bir Afganlısınız veya Özbek, kendi ülkenizdesiniz, irdeleyelim; sabah kalktınız, su yok, varsa da buz gibi, kahvaltı hak getire, iş yok, zaman geçmiyor, gelecek kaygısı yok çünkü günden beklenen iyi beslenebilmek veya insani ihtiyaçlara cevap verebilmek, hem de en asgarisinden.

Ülke içerisinde zaten bir keşmekeş her daim var, güçlüler ve güçsüzler…

İş yok, para yok, güven yok, güvence yok, kendi ülkenizde yabancılar sizlerden daha imtiyazlı ve de sizden daha çok ülkenin sahibiler. Siz orada doğmuştunuz, o vatan sizindi, böyle mi olmalıydı?!

Ben bunları kaleme alırken; “Avrupa’ya, Amerika’ya, Avustralya’ya” bak diyenler de var, bunu görebiliyorum ama konu “aç karnı doyurmak”.

Türkiye’de ise istediklerini bulamayanlar zaten biraz çabalayarak, istedikleri ülkeye gidip orada varsa hayallerini gerçekleştirme imkânlarına sahipler ama yukarıda saydığım ülkelerin çoğundaki, özellikle genç nüfusun tek amaçları, sorumlulukları altındaki, kendilerinden daha güçsüz ve aciz aile bireylerine, insani ihtiyaçlarını karşılama imkânını oluşturacak parayı kazanmak. Sonrasında ver elini Türkiye ve belki de Avrupa. Yolculuklarda çekilen eziyetler, kaçak göçek yaşayarak, sömürülüp çalıştırılarak geçecek bir gençlik ve belki de gurbet ellerde pisipisine bitecek bir ömür.

Kendi gurbet yıllarıma biraz gideyim, sene 2002-2008 arası, yer Kazakistan, kışın sıfırın altında 40, yazın ise 40 derece.

Biz o ülkeye şef statüsünde gittik, yukarıda bahsettiğim hiçbir olumsuzluk bizler için yoktu, olmaması için de her türlü çalışmalar yapılmış ve bunun için paralar harcanmıştı. Bizlerden sadece işi düzgünce yapmamız isteniyordu.

Aynı zamanda kendi statümüzdeki o ülkenin mensubu meslektaşlarımız da bizlerle aynı projede mesai harcıyorlar ve bizlerin yarısı kadar bile maaş alamıyorlardı ama çok mutlulardı. Çünkü Türk Firmaların aldıkları işler sayesinde, hiç yoksa kendi ülkelerinde çalışma imkânları bulmuşlardı. 2+1 bir evde 30 kişi kalmak dahi onlara koymuyordu, çalıştıkları yerde biz Türklerin yanında ikinci, üçüncü sınıf insanmış gibi davranılması, yemek sıralarında en arka sıraya atılmaları da, çünkü onların ülkesinde Türk Firma onlara iş imkânı sunmuştu.

Ne büyük zenginlik onlar için.

Kimlik sorunu yok, kaçak göçek çalışmak yok, öğle yemeği var…

Şimdi ise, o diyarlarda iş yok, o sebeple ne yazıktır ki, onlar bizim yurdumuzdalar, konu yine aynı, bu sefer yaşam ve çalışma şartları daha da zor çünkü farklı ülke, farklı kültür ve kaçak…

Afganlı kaçak işçiye soralım, burcun ne diye, Özbek’e, Türkmen’e, sonra da yüzlerine bakalım; alacağımız cevap; burcum ekmek, burcum ilaç, burcum okul, burcum evlatlarım.

Ben aslan burcunun tüm özelliklerini taşırım mesela!

Kıssadan hisse, ne hayatlar var yaşanıp görünmeyen, ne hayatlar var uğurunda ölünen, ne insanlar var elindekinin kıymetini bilmeyen.

Ölmek demişken, sağlıklı yaşamak için, maske mesafe ve hijyene devam edelim, hala hiçbir şey bitmiş değil.

Sağlıklı Günler Dilerim.

Her türlü soru ve görüş için bana

[email protected] ve [email protected] maillerimden ulaşabilirsiniz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erkan Karataş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Denge Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Denge hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Denge editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Denge değil haberi geçen ajanstır.

01

Özgür Çetin - Tebrik ediyorum çok anlamlı ve güzel bir yazı kaleme dökmüşsünüz....

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Nisan 07:27


Kocaeli Markaları

Kocaeli Denge, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 321 34 14
Reklam bilgi