Cumhuriyetin 99’uncu yılı

kocaelidenge.com yazarlarından Vural Şahbenderoğlu'nun 26 Ekim 2021 Salı tarihine ait "Cumhuriyetin 99’uncu yılı" başlıklı makalesidir.

Değerli okurlarım,

Denge Gazetesinde yazı yazmaya başladığım bu günlerin Cumhuriyet haftasına denk gelmiş olması, “Cumhuriyet” konulu bir yazı dizisi hazırlayarak sizlerle buluşmanın daha uygun olacağını düşündürdü bana.

Dört bölümden oluşan yazı dizisine, Cumhuriyet öncesi Osmanlı Devleti’ndeki durumu özetleyerek başlayacağım.

Osmanlı İmparatorluğu’nda 17. yüzyılın sonlarında Karlofça Antlaşması’yla (1699) başlayan ve 18. yüzyıl boyunca devam eden gerileme süreci, 19. yüzyıla gelindiğinde çöküş sürecine dönüşmüştür.

Osmanlı İmparatorluğu’nun kendi bağımsızlığını dahi koruyamayacağı bir döneme ve çöküş sürecine girmesinin birçok nedeni vardır.

Bu nedenlerden birisi, Osmanlı İmparatorluğu 15. yüzyılda bir dünya imparatorluğu olmasına rağmen, bu yüzyılda İtalya’da başlayan ve daha sonra Avrupa geneline yayılan edebiyat, güzel sanatlar ve bilim alanındaki gelişmelerden (Rönesans) ve 16. yüzyılda Almanya’da başlayıp daha sonra diğer Katolik Avrupa ülkelerinde din alanında görülen reform ve aydınlanma gibi gelişim ve değişim süreçlerinin dışında kalmasıdır.

Batı’da bu gelişmeler ve değişimler yaşanırken, Osmanlı Devleti bir bakıma yeteneksiz yöneticilerin de etkisiyle Batı dünyasının aksine pozitif bilimlere önem vermemiştir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünü hızlandıran bir başka neden ekonomidir.

Özellikle 1854’te Kırım Savaşı sırasında artan yüksek borçlanma gereksinimi, 1860’larda sürekli ekonomik gerilemenin yarattığı etki sonucu ödenemeyen borçlar nedeniyle alacaklı devletlerin 1881’de kurdukları Duyun-u Umumiye (Genel Borçlar İdaresi) ile Osmanlı Devleti’nin gelirleri Avrupa’nın mali denetimi altına alınmıştır. 

Osmanlı Devleti, çöküş sürecinden kurtulmak için Fransız Devrimi’nin ürettiği siyasi kavram ve sloganlarla mutlakıyet rejiminin yetkilerinin sınırlandırılmasını düşünmüştür.

Padişahın kendi yetkilerini sınırladığı süreç 1839 Tanzimat Fermanı’yla başlamış, 1856 Islahat Fermanı’yla devam etmiş ve Aralık 1876’da Kanun-i Esasi’nin ilan edilmesiyle, Meclis-i  Mebusan  açılarak Meşruti yönetime  geçilmiştir.

Türk Milleti’nin karakteristik özelliği, sosyolojik yapısı, kültürü dikkate alınmadan İngiltere örneği neredeyse olduğu gibi esas alınarak meşrutî rejim kurulmaya çalışılmıştır.

İngiltere meşrutî monarşisinde halkı temsil eden Avam Kamarası Osmanlı yeni rejiminde Meclis-i Mebusan, asilleri temsil eden Lordlar Kamarası, Ayan Meclisi olarak isimlendirilmiştir.

Sınıf anlayışına dayanan ve Türk Milleti’nin karakteristik özelliğine uymayan böyle bir tasnifin Türk siyasî hayatında başarılı olması beklenemezdi.

1908’de meşrutî monarşi kurumsallaşmaya başlamışsa da devleti kurtarmaya yönelik bütün bu gelişmeler Osmanlı Devleti’ni Mondros ve arkasından Sevr’e götürmekten kurtaramamıştır. 

Mondros Ateşkes Antlaşması’yla sona eren Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) bütün imparatorlukların sonunu getirmiş, Osmanlı İmparatorluğu askerî, siyasî ve ekonomik olarak tükenmiş, toprakları büyük ölçüde Batılı devletlerce işgal edilmiş ve paylaşılmıştır.

Hiç şüphe yok ki bu durum kabul edilebilir değildi ve mutlaka bir çıkış yolu olmalıydı.

Sonraki yazı, çıkış yolu ve işgal edilerek paylaşılan Osmanlı toprakları üzerinde yeni bir devletin inşası…

Sağlıklı günler dilerim değerli okurlarım… 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Vural Şahbenderoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Denge Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Denge hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Denge editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Denge değil haberi geçen ajanstır.

10

Zülfikar Sayın - Üstadım, yeni bulunağınız nedeniyle sizi kutluyorum. Ayrıca, aydınlatma savaşımınızda sağlıklı kolaylıklar, ışıl yarınlar diliyorum. Teşekkürlerimle.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 30 Ekim 14:44
08

Mker - Vural hocam. Hayırlı olsun. Geçmiş tarimize ışık tutan makaleni okudum. Sağol var ol. Takipteyiz.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 27 Ekim 18:36
07

Hatice tunç - Sayın müdürüm hayırlı uğurlu olsun. Kıymetli yazılarınızı artik buradan takip edecegiz. Çok güzel bir yazı, ve icerigindeki bilgiler icin tesekkur ederiz. Kaleminize sağlık.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 26 Ekim 22:14
06

Hatice Tunç - Sayın müdürüm hayırlı uğurlu olsun. Değerli bilgilerinizi yazınızla bize ulaştırdığınız için çok teşekkür ederiz. ?

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 26 Ekim 21:54
05

Izafet Turan - Üstadım hayırlı olsun,emeğinize sağlık,bu ülkenin sizin gibi dürüst ve gerçekleri konuşacak yazarlara ihtiyacı var,okurlarımız çok olsun?????

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 26 Ekim 20:16
04

Gizem Dinçer - Ancak bu kadar güzel ve akıcı bir dille anlatılabilirdi. Tebrikler?

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 26 Ekim 19:38
03

Ekin Türkyılmaz - Çok çok beğenerek okudum. Herkesin okuyup paylaşması gerektiğini düşünüyorum. Akıcı ve net şekilde anlatımı da oldukça dikkat çekici

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 26 Ekim 18:44
02

Ekin Ünal - Merhaba, okuduğum en kaliteli kalemlerden diyebilirim.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 26 Ekim 18:43
01

Hatice Şahbenderoğlu - Anlayanı , ve düşüneni bol okuyucusu olsun. Cok tebrik ediyorum basarilardiliyorum.

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 26 Ekim 11:48


Anket Hangi Koronavirüs Aşısına Güveniyorsunuz?