Kadına Yönelik Şiddet

Bugün 25 Kasım. Kadına yönelik şiddetle uluslararası mücadele günü! Peki neden 25 Kasım? Dünyada kadına yönelik şiddetin artması üzerine, toplumda f...

Bugün 25 Kasım. Kadına yönelik şiddetle uluslararası mücadele günü!

Peki neden 25 Kasım?

Dünyada kadına yönelik şiddetin artması üzerine, toplumda farkındalık yaratmak amacıyla 25 Kasım 1999’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu aldığı bir kararla, 25 Kasım’ı kadına yönelik şiddetle uluslararası mücadele günü olarak ilan etmiştir.

Kadına şiddet konusunun BM düzeyinde ele alınması, sorunun küresel olduğunu ve sorunun çözümünün de bu bağlamda ele alınması gerektiğini göstermiştir.

O tarihten bugüne 20 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen toplumlar hala kadına yönelik şiddeti konuşuyor ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda tedbir alınması gerektiğini söylüyor ise, soruna çözüm odaklı yaklaşılmadığını söylemek yanlış olmaz.

Şiddeti, bir hareketin gücü ya da derecesi; şiddet göstermeyi, karşıt görüşte ya da düşüncede olanlara kaba kuvvet kullanarak ya da duygu ve davranışta aşırılık göstererek kabul ettirmek olarak tanımladığımızda, şiddet davranışının sadece fiziksel içerikli olmadığı, sözel ve psikolojik tacizi de içerdiği sonucuna ulaşırız. Dolayısıyla şiddet davranışının temelinde karşı tarafa bilerek zarar vermek, istekleri zorla kabul ettirmek vardır.

Şiddetin en yaygın olanı erkeğin, kadına ve çocuğa karşı uyguladığı aile içi şiddettir. Hiç şüphe yok ki bu kabul edilebilir değildir ve reddedilmelidir.

Ulusal ve uluslararası bütün uğraşlara rağmen, kadına yönelik şiddet, ülkemizde ve tüm dünyada halen önemli bir sorun olarak yerini korumakta, hatta her geçen gün artarak devam etmektedir. O halde alınan önlemler ve verilen uğraşlar yetersizdir. Daha fazla uğraş vermeli ve önlem alınmalıdır.

Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan, 45 ülke ve AB tarafından imzalanan İstanbul Sözleşmesi ya da tam adıyla Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, kadınlarımızın şiddete karşı korunmasının önünde önemli bir bariyerdi. Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesi, kadınlarımızı bu anlamda korumasız bırakmıştır.

Kadına yönelik şiddet sadece aile içerisinde değil, toplumsal yaşamın hemen her aşamasında görülmektedir. Kadının maddi ve manevi bütünlüğüne ağır zararlar verebilen şiddet olgusu, halk sağlığı sorunu olmakla birlikte, kadının toplumsal hayata aktif olarak katılmasının önünde büyük bir engel de oluşturmaktadır.

Ekonomik sorunlar ve erkeğe karşı itaatsizlik, yaygın olarak kadına karşı şiddetin sebepleri arasında gösterilmektedir. Dolayısıyla kadına karşı şiddet konusu ele alınır ve çözüm aranırken bu durumun da göz ardı edilmemesi gerekir.

Aile içinde ve toplumsal hayatta karşılaşılan kadına yönelik şiddet, çok boyutlu toplumsal sorun olup ancak başta parlamento olmak üzere, toplumun bütün kesimlerinin bu konuda ortak karar almaları ve konuya bütüncül olarak yaklaşmalarıyla olanaklı olabilecektir.

Parlamento, kadına şiddeti önleyecek gerekli yasal düzenlemeleri yapmalı, hükümetler bu yasal düzenlemeleri tavizsiz olarak uygulamalı, yargı ise bu konuda yasalarca öngörülen cezaların en üst sınırını uygulamalıdır.

Kadına şiddet konusunda yerel yönetimlere de büyük ve önemli görevler düşmektedir. Yerel yönetimler sosyal yardımlara ilişkin bütçelerini, aile içi şiddetin nedenleri arasında saydığımız ekonomik krizlerin giderilmesi, kadının toplumsal hayata katılımının sağlanması, şiddete ve tacize maruz kalmış kadınların barınmaları için kadın sığınma evlerinin inşa edilmesi ve benzeri konuları dikkate alarak, sorunun önlenmesine ve çözüm bulunmasına destek olacak şekilde oluşturmalıdırlar.

Bu bağlamda, ilgili tüm tarafların kadına şiddeti önleme, şiddet karşısında kadını koruma, şiddet uygulayanı cezalandırma konusunda hemfikir olması ve sorunun çözümünde davranış birliği içinde olmaları gerekir.

Evet, bugün 25 Kasım. Birçok siyasi, birçok sivil toplum kuruluşu, yazılı ve görsel medya konuyu uzun uzadıya konuşup tartışacak ve çözüm önerilerini sıralayacaklar. Yaptıklarını, yapamadıklarını; yapılması gerekenleri, yapılamayanları herkes kendi penceresinden anlatacak. Bir anlamda günü geçiştirecekler.

Yarın 26 Kasım…

Kadına şiddeti hiç konuşmayacağımız günler dileğiyle…

Kalın sağlıcakla değerli okurlarım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Vural Şahbenderoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Denge Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Denge hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Denge editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Denge değil haberi geçen ajanstır.

12

Zülfükar Sayın - Üstadım, kadına şiddet konusundaki ışıldatıcı dokunuşunuz için çokça teşekkür ediyorum.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 01 Aralık 23:24
13

Vural - @Zülfükar Sayın 12 nolu yoruma cevabı: Değerli yorumunuz için Çok teşekkür ederim hocam

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Aralık 11:30
10

Nevin - Kadın olarak mutlu oldum. Duygularınıza sağlık.Her konuda olduğu gibi, kadına şiddetle ilgili yazınızı gururla okudum.İyiki sizle çalışmışım sizi tanımışım.Duygular öyle işlenmişki, okudukça manalar dahada açığa çıkıyor.Ellerinize sağlık Harikasınız.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 29 Kasım 06:18
09

Nurten Atlı - Müdürüm yüreğinize sağlık bu konu ile ilgili hassatiyetiniz için çok teşekkür ederiz süpersiniz herkesin aynı hassasiyeti göstermesi dileğiyle Saygılar

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 29 Kasım 00:12
11

Vural - @Nurten Atlı 09 nolu yoruma cevabı: Teşekkür ederim yorumunuz için siz de konunun önemine çok güzel vurgu yapmışsınız

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Kasım 09:43
07

G.karancı - Sizinde dediğiniz gibi,her geçen gün artan olaylar,kanımızı donduruyor.Çok üzgünüm,çokta öfkeli.İnsanlar nasıl bu hale geldi.Neden bu kadar kötüyüz?.Neden bir çözüm üretilmiyor,aklım almıyor.

Daha ne kadar öleceğiz.Ne kadınları koruyabiliyoruz,ne çocukları,ne toprakları,ne köpekleri.

Müslüme olayı ise tuzu biberi oldu yüreklerimizi yaktı.

Saygılar müdürüm.Kaleminize,yüreğinize sağlık.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 28 Kasım 19:55
08

Vural - @G.karancı 07 nolu yoruma cevabı: Teşekkür ederim yorumunuz için, en az benim kadar konuyu güzel anlatmışsınız

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Kasım 22:47
04

Merve - Bu konuyu ele almanız çok anlamlı hocam son zamanlardaki haberler, çevremizde gördüklerimiz ve daha niceleri bazı şeyleri ciddi ciddi sorgulamamız gerektiğini ortaya koyuyor. Sizin ve sizin gibi düşünen herkesin görüşleri çok kıymetli, emeğinize sağlık ??

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 26 Kasım 19:32
05

Vural - @Merve 04 nolu yoruma cevabı: Teşekkür ederim Merve, hocanız olarak gurur duyuyorum sizlerle.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Kasım 20:50
03

Hatice Şahbenderoğlu - Bu konuda gosterdigin hassasiyet için tesekkur ederim. Eline kalemine sağlık. Bu yazının, bol okuyucucu ile buluşmas dileğimle kolaylıklar diliyorum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Kasım 14:39
01

Güneş - Harika bir konuyu kaleme almışsınız. Hem öğrenciniz hemde bu ülkede yaşayan genç bir kadın olarak sizi tebrik ediyor yazınızın bir çok kişi tarafından okunması ve dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 26 Kasım 13:30
02

Vural - @Güneş 01 nolu yoruma cevabı: Yorumunuz için teşekkür ederim değerli Özlem, hocanız olarak sizlerle gurur duyuyorum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Kasım 13:51


Anket Hangi Koronavirüs Aşısına Güveniyorsunuz?