banner279
banner810

Geçen hafta Alemdar Caddesi’nden geçerken, bir gün önceki kocaman büzlerin yerinde olmadığını görünce aklıma belediyede yaptığım ilk haber geldi. İSU Genel Müdürlüğü’nün henüz kurulmadığı, İzmit Belediyesi su işleri müdürlüğü ile mecralar müdürlüğünün işi birlikte yürüttüğü yıllardı.  Basın yayın müdürümüzün; “Hazırlığını yap, mecralar müdüründen çalışma ile ilgili bilgi al” talimatıyla, dünyanın en sevimli adamlarından biriyle tanışmıştım. Rahmetli, Ahmet Salih Kuley, işine olan sevgisini ve çalışkanlığını, konuya hakimiyeti ve ortaya çıkardığı enerjisiyle belli ediyordu zaten. Ama, kafama takılan bir konuyu pot kırmamak için kendisine bir türlü soramıyordum.  Temmuzun sıcağında yola buz döşemek de neyin nesiydi? Notları alıp, hemen yan bloktaki Su İşlerinde çalışan bir dostumun yanına giderek durumu söylediğimde, biraz da çaylaklığımla kafa bularak; “Salih abi (ü) lere  vurgu yapmayı pek sevmez. Büz demek istemiş, yani senin bildiğin künk” deyince, bunu kimseye anlatmamasını söylemiştim. Dün akşam bu anı aklıma geldi ve büzlerin buz gibi eridiği günleri de gördük sonunda dedim içimden.

Alt yapı dertlidir…

Altyapı, belediyeciliğin en kapsamlı ve dertli işidir. Dar bir zaman periyodunda değerlendiremezsin. Yıl ile değil, dönem ile anılır. Geniş düşünmeyi gerektirir. Fikir ve görüş almazsan, “ben yaptım oldu bitti” ye getirirsen, hem üzer hem de üzülürsün. O nedenle paydaşları iyi belirlemek, farklı sesleri de çatlak ses olarak görmeyip, dinlemeyi bilmek gerek. Türkiye’de pek çok belediyeye ziyaret yaptım. Yaptığım ziyaretlerde gördüğüm gerçeklik, geçerliliğini bugün için de korumaktadır. Belediye Başkanları yapacakları işin teknik ve ekonomik paydaşları olduğu kadar sosyolojik ve doğal paydaşları olduğunu da unutmadıkları sürece kalıcı olurlar. İster altyapı yap. İster kültür merkezi aç. İstersen şuyulandırma getir. Ne yaparsan yap, sosyolojik ve doğal paydaşlarını görmezden gelemezsin. Yani; insanını, ağacını, böceğini, içtiğin suyu, soluduğun havayı unutmayacaksın. Alemdar caddesinin ikinci etabı sayılan bu alt yapı çalışmasına aslında kimsenin itirazı yok. Buradaki mesele sosyolojik paydaş durumundaki esnaf ve çevre sakinlerinin durumunun iyi okunamamasıdır. Yapılacak işi sadece  proje bazında ele alıp, yaşamı yok sayacak karar yanlışlığından dönmektir geçen haftaki durumun özeti... Kent merkezi ticari yaşamının zorluklarıyla yıllardır baş etmeye çalışan esnaf tepkisinde haklıydı.  Günden güne giderek zorlaşan ticari yaşam ve salgın sürecindeki  durağanlık sonrası,  hiç olmazsa bayram arifesinde iş yapma umudu taşıyan esnafa sormadan böyle bir planın, böyle bir zamanda hayata geçirilmek istenmesi Cem Yılmaz’ın karakomik filmlerine rahmet okutacak cinstendir.

***************

İlk haliyle hatırlandığında, Sefa Sirmen kompleksi taşıyan milletvekillerinin de  çabasıyla İzmit’e özel garip bir büyükşehir yapılanması oluşmuştu. Merkezde CHP’li Hikmet Erenkaya başkanlığında Saraybahçe, batıda Refah Partili Nihat Ergün başkanlığında Derince, Doğu’da yine Refah Partili Abdullah Çakmak başkanlığında Bekirpaşa…

Bakıldığında, hepsi siyasi marka değeri taşıyan ve o günün şartlarından iyi kadrolaşmış belediye başkanlarıydı. Birbirleri ile anlaşamadıkları, tartıştıkları olmuştur. Hatta iyi hatırlarım; Derince - Saraybahçe sınır tartışması üzerine, Çenesuyu civarında personel bazlı, ufak çaplı bir muharebe bile yaşanmıştı. Rekabet ve çekişmeye rağmen, hiçbir başkan bir diğerini yok sayamazdı. Ama kentimiz geçtiğimiz haftalarda  bunu da gördü maalesef.

***************

Marka kent olmak kolay ve ucuz bir şey değil.

Kenti marka yapmak, öyle proje maliyeti yada devasa boyutlu tesislerle falan da değerlendirilemez.

Belli yaşanmışlıklar üzerine kurulmuş bir kültürün varsa marka olursun.

Kastettiğim antik çağın kültürü falan da değil bu arada, bize takvim olarak çok daha yakın olan;  kent dokusunu bir arada tutacak ortak değerler kültürü demek istediğim.

Günümüzde bakıyoruz marka olmuş kentlerin yaşamına, dört kuşaktır aynı işi aynı dükkanda sürdüren esnaflar, lezzetini dededen babadan aldığı şekliyle koruyan lokantalar, pastaneler, şarküteriler, semt pazarları, konaklama tesisleri var.

Yıllarca birlikte görev yaptığım, zamanının iyi masa üstü yayıncılarından sevgili dostum Selim Yılmaz yazmış geçen gün telefonuma; “Yalım kültür pazarı, Kobak kırtasiye, Atlas mağazası, Seçkin işkembe, İstasyon oteli, eski balık pazarı, Yavuz Pastanesi, Çinili fırın L İzmit’in dokuları bir bir yok oluyor” diye.

Haklı! örnekleri çoğaltsak yazıya yer yetmez.

Mesela ben rahmetli büyükbabamı hiç tanımadım, 1963’de ölmüş. Ama savaş ve kıtlık görmüş çağdaşlarının geneli gibi, sıkı bir pazarlıkçı olduğunu ve Sedat Tüysüz’den ayakkabı almaya gittiğinde tezgahtarların bucak bucak kaçtığını rahmetli babam gülerek anlatırdı. Her Sedat Tüysüz’e ayakkabı bakmaya gittiğimde hiç tanımadığım büyükbabamla sanki oraya ait bir bağım varmış gibi hissederdim. İster istemez Fethiye Caddesi’ne girip de orada o tabelayı görmeyince buruluyor insan.

Değerleri yok olan sadece İzmit mi?

Malumun ilanıdır bu...

Zaten hükümetin ekonomi politikasının sarsıcı gündem değişiklikleri ve AVM’ler karşısında, yorgun düşen yerleşik esnaf, kendi yerel yönetimi tarafından da önemsizleştirilirse belini nasıl doğrultsun? Bir süre direnmeye çalışır ve kepengi indirir.

Umarım, Büyükşehir Belediyesi’nin Alemdar caddesi için yaptığı bu karar değişikliği bundan sonrası için yapacakları uygulamalar öncesinde yeni bir başlangıç olur. Bu olayın tartışıldığı aynı günlerde İzmit Belediyesi’nin Fethiye Caddesi için hazırlanan eşdeğer  projelerini esnafa ve  halka tanıtma girişimini de en azından  umut verici bir hamle olarak görüyorum.

Vatandaş artık birbirini yok sayan değil, rekabetin başarı ortamını körükleyeceği projelerin tartışıldığı kent gündemini görmek istiyor.

Sağlıklı ve güzel bir hafta geçirmenizi dilerim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

Dikkat!

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner1

banner589

banner23

banner642

banner472

banner475