banner465
banner279

Bir süredir Kocaeli Denge’nin gündeme getirdiği ve konuyu büyük bir titizlikle yazdığı Rafet Cemaati’ni konuşuyoruz.

Rafet Cemaati, Kocaeli’de nispeten ve görece “butik” bir örgütlenme. 40 kişilik bir cemaat. Amma sempatizanlarını iyi bağlamış. Bunlar yemiyor içmiyor Rafet’e para veriyorlar. Fabrika işçileri, esnaf, sıradan vatandaş. Bunların hepsi Rafet’e oluk oluk para akıtmış.

Rafet de lüks içinde yaşamış, iyi yaşamış.

Rafet’in üzerine kayıtlı 3 daire, Kandıra’da 8 arsa ve bir bina var.

2 bin lira emekli maaşı alan Rafet, bütün bunları sempatizanlarının bağışlarıyla almış.

Rafet Cemaati’nden Kocaeli Emniyeti’nin başarılı operasyonuyla haberimiz oldu.

Örgüt militanlarıyla birlikte şimdi cezaevinde olan Rafet’in öyküsü aslında tipik bir din tüccarının öyküsüdür.

Bunlardan Türkiye’de ve Türkiye’nin en zengin şehri Kocaeli’de bol miktarda vardır.

Rafetler bitmez…

Rafetler ölmez…

Çünkü bizim güzel memleketimizde din ticaretinin sonu gelmez!

”Ey iman sahipleri! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu halkın mallarını uydurma yollarla yerler ve Allah’ın yolundan alıkoyarlar. (Tevbe Suresi, 34. Ayet)

Ayette de görüleceği gibi “kendilerine din adamı diyenler” çok kolaylıkla din tüccarlarına dönüşebilmekte ve insanları en başta saptıranlar bunlar olmakta…

Peygamberimiz de bu tarz sahtekâr din adamlarından az çekmemiştir.

Bence bu sahtekar din tüccarlarına uyanlar da en az kadar onlara uyanlar da suçludur.

Dinimizin etten kemikten insan olarak onay verdiği, dini konularda kendisine güvenebileceğimizi garanti ettiği tek kişi Hz. Muhammed’dir.

Onun dışında, gerek onun döneminde yaşamış, gerek ondan sonra gelecekler içinde kimseye böyle bir onay verilmez.

Gerçek dindarı ancak Allah bilir…

Maneviyat âleminde kimin ne kadar üstün olduğunu Allah’tan başka kim bilebilir? Herhangi bir kişide Allah’tan bir vahiy mi var ki birtakım insanlara manevi makamlar, evliyalıklar dağıtıyorlar?

Rafet’in, Rafetlerin bizden neyi üstün olabilir ki?

Dini her şeyden evvel, Rafet gibi münasebetsizlerden, Allah adına konuşan haddini bilmezlerden kurtarmalıyız.

Bunlar dine, dinsizlerden daha büyük zarar veriyorlar.  

Dinsizin dinsizliği hiç değilse kendinedir. Bunlar ise bilgisi kıt, geleneklerin esiri olmuş halkı hikâyeleriyle kandırarak, din diye kapkaranlık, içinden çıkılmaz ve çelişkilerle dolu bir hayat tarzının içine sokuyorlar.

Kuran’ın birçok yerinde dini temsil ediyormuş gibi gözükenlerin hataları anlatılır.

Ama ibret alan nerede?

Neyse…

Rafet ne ilk ne de son olacak.

Ne kadar Rafet varsa, Allah belasını versin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

Dikkat!

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ersoy 2019-10-17 09:08:44

Bir de Şenol’un cemaatini bilseniz!

Avatar
Mehmet Altın 2019-10-18 22:47:51

"Gerçek dindar" bildirilmişdir de:

"Kişinin namazına, orucuna bakmayın; konuştuğunda, doğru konuşup konuşmadığına, kendisine emniyet edildiğinde, güvenilirliğini ortaya koyup koymadığına; dünya kendisine güldüğünde, takvayı elden bırakıp bırakmadığına (menfaat anındaki tavrına) bakıp öyle değerlendirin.”
(Kenzul-Ummal, h. No: 8435)

Mühim bir tüccar dostum otuz kuruşluk bir çay getirdi, kabul etmedim. İstanbuldan senin için getirdim, beni kırma” dedi. Kabul ettim. Fakat iki kat fiyatını verdim.
Dedi: Niçin böyle yapıyorsun, hikmeti nedir?
Dedim: Benden aldığın dersi, elmas derecesinden şişe derecesine indirmemektir.Senin menfaatin için, menfaatımı terk ediyorum. Çünkü, dünyaya tenezzül etmez, tamah ve zillete düşmez, hakikat mukabilinde dünya malını almaz...
(Said Nursi)

Ali Öztaylan Efendi Hazretleri bir cemiyet fedaisi gibiydi. Kendini mânen ve maddeten insanlara adamıştı. Bir gün telefonu çalar. Ali Efendi, o her zamanki edebi, inceliğiyle ahizeyi kaldırıp, Buyurun efendim...

Avatar
Mehmet Altın 2019-10-18 22:51:29

...emredin” der. Karşıdaki ses, yanlışlıkla taksi durağı yerine Süt Evini aramıştır. Hazret, ona yanıldığını söylememek için, Hay hay efendim,” der emredersiniz. Yalnız adresinizi lütfeder misiniz?” Sonra dışarı çıkar, bir taksi bulur, ücretini verir. Bu adresten bu zatı alın, istediği yere götürün.” der.
(Sabri Tandoğan)

Sami Efendi'nin Peygamber'i taklit konusundaki titizliğine dair pek çok anlatı mevcut elbette. Yeridir diye birini analım: Çalıştığı kurumda telefonlara da bakar Sami Efendi. Bir keresinde patron da odadayken telefon çalar. Açar telefonu, o esnada patron ben yokum! Aman ha benim olmadığımı söyle” anlamında kafasıyla işaret yapar. Sami Efendi, telefonu kapatmaz bile, ahizeyi o haliyle masaya bırakır. Kâtip kolluklarını çıkarır ve ceketini giyer... Yalanın olduğu bir yerden bize bir hayır gelmez, eyvAllah bana müsaade” der. Ve çeker gider.”

***

"Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde".
(Ziya Paşa)

banner1

banner475

banner493

banner315

banner23

banner466

banner472

banner483

banner326