banner983
banner279
banner888

İzmit yakın tarihine göre en eski mesire ve piknik alanlarından birisi olan Şehitlik Korusunu bilmeyen yoktur diye düşünenlerdendim, ta ki 155 i arayıp da, alkol alıp kendilerinden geçen ve ortamın kutsiyetine ve etrafta dinlenen halkın huzurlarına taciz eden gençleri ihbar edene kadar.

Emniyetteki memur arkadaşa Şehitlik Korusunu tarif etmek için harcadığım sürede, gençler ortamdan gitmişlerdi ve belki de aynı gençlerin bir sonraki aktivasyonlarının engellenme ihtimalleri de ortadan kalkmıştı.

Bu gibi olayların düzenli ve de tekrarlı bir şekilde vukuu bulduğunu da daha sonraları yerel gazetelerden duydum ayrıca.

Sözüm, Şehitlik Korusunun yerini bilmeyen 155’deki memura değil elbette, 1990’lıi yıllardan beri kullanmaya gayret ettiğimiz ve il dışından gelen misafirlerimizi ağırladığımız bu güzel lokasyona hak ettiği değeri kazandıramayan yerel idare yetkililerine.

***

Özellikle Covid19’un azdığı şu günlerde önemi daha da artan bu ve bunlar gibi açık alan toplanma yerlerinin,  varlığında yokluğunu yaşamak gerçekten çok sinir bozucu. Şehrin göbeğinde bu kadar güzel bir dinlenme ve motivasyon kazanma alanını günden güne kaybetmek de bir o kadar acı.

Özellikle Orhan, Bağçeşme, Turgut, Tüysüzler, Gültepe, Fatih, Topçular, Üçtepeler, Gündoğdu  v.b. yakın tepe mahallelilerin çok iyi bildikleri ve “kullandıkları” Şehitlik Korusu en az Fethiye Caddesi, Kapan önü çarşısı, Millet Bahçeleri kadar önemli ve gerekli bir projedir. Genel olarak “tepe mahallelerine” yoğun hizmet ediyor ve edecek olması göz ardı edilmesi için bir sebep olmamalıdır.

***

Çok yaparız, arabamızın arkasına mangallarımızı, küçük tüplerimizi atıp, 3-4 aile açık havada bir araya gelmek için koruya gitmeyi, geç saatlere kadar hasbihal etmeyi, çay demleyip günün yorgunluklarını atmayı, sevdiklerimizle hasret gidermeyi ve bağlarımızı kuvvetlendirmeyi. Hep diyoruz ya “doğaya dokun”, doğaya dokunmayı. Şimdi bunu kaybetmek istemiyoruz, huzur alanımızın günden güne yok olmasını.

Bilen bilir, 1990’lı yıllardan beri aynı yerinde olan Koru ile bugünkü Koru, fotoğraf olarak gözümüzün önüne getirirsek, ne değişti?

Hiç bir şey,

30 yılda sadece ağaçlar büyüdü.

Ha pardon değişen bir de, fiilen de ne olduğuna bir türlü karar veremeyip her yeni sahibini batıran, lahmacuncudan, kafeye, et restorandan nargileciye dönen şimdi de atıl bir şekilde ayyaşlara mesken olan kafeterya binası ve etrafı.

Koruyu kullanan kitlenin küçük şeylerden bile mutluluk duyar olmaları, kırık dökük masalarda bile oturup halinden memnun olmamaları, hizmette eşitsizliğin farkında olmamaları onların eksiği değil, görmezden gelip vurdumduymaz olan idarecilerin ayıbıdır.

Çok mu zor, çok da zor değil aslında;

Sadece üzerine kafa yorarak bile birçok şey güzelleşebilir ama nedense bu alan niye kimsenin gözüne gelmez?

  • Zaten çok fazla hizmet gitmeyen tepe mahallelerinin yoğun kullanımı olacak diye mi?
  • Belli bir kesim tarafından kullanılacağı için reklam reytingi düşük olacak diye mi?
  • Yeni yapılacak projeler daha önemli ve öncelik sırasına göre değerlendirilecek diye mi?
  • Farklı iki partili belediyenin sorumluluk alanı diye mi?
  • Azize Barbara hatırı için Rum Ortodoks Kilisesi de el atsın diye mi? ( elbette bu latife)
  • Birçoğumuzun en güzel zamanlarına tanıklık eden koru, göstermelik dokunuşlarla sadece bir şey yapılmak adına sahiplenilerek olduğu gibi kalır, sonrasında cazibesini hepten yitirir ve güvenlik zafiyetleri ile anılarak heba olur.

Yeni sakin kitlesine bakılırsa bu süreç çok da uzak değil gibi.

***

Çok acil şekilde bu krizin yönetilmesi idarecilik gereğidir. Mahalle aralarına gençlik merkezi açmak elbette bir adım ama gençlerin aileleri ile hoş zaman geçirip bağlarını kuvvetlendirmelerine olanak sağlamak, hem daha ucuz hem daha verimli bir yol olsa gerek.

Tepe mahalle gençlerinin en büyük sorunları ne diye sorduğumuzda, neler ile mücadele etmemiz gerektiğini sayamayacak bir idareci yokken, onların en büyük destekçileri olan aileleri ile geçirmekten mutluluk duyacakları zamana katkı sağlayacak fiziki ortamları oluşturmak en büyük hizmettir ve özellikle Şehitlik Korusu bunun sağlanması için en güzel örnektir.

Tarihi zenginliği, Azize Barbara olayı da bu bölgede olan ve Şehitlik Korusu’nda gerçekleşen bir ayin ritüeli gerçeği varken neden beklediği ilgi ve özenden mahrum bırakılır?!

***

En önemli zaaf güvenlikse, koru içindeki kafeyi hızlıca işletmeye açarak orada bir kalite tesis etmek de güvenlik için bir destektir. Kafeterya belli ki ticari kaygıları olan işletmeciler ile yürüyemiyor, kâr amacı gütmeyen bir işletme tarafından sürekliliği sağlanırsa çok daha faydalı olacaktır, örnekleri var.

Otopark temizlik bakım falan onları tarif etmeye gerek duymuyorum ama ne yaparsa yapılsın devamlı yapılır olmalı ve gidip oraya da bakın mantığı ile değil, sürekli oradasınız mantığı ile olmalı.

Sonrasında turnuvalar, sinema gösterileri, oyunlar, kamplar …

Değerlerimizin ne kadar farkındayız bunu anladığımız zaman değerli oluruz.

Öncelikle, Şehitlik Korusu sonrasında benzeri değerlerimizin gelişip, güzelleşip, bizlerin olmaya devam etmesine katkısı olacak herkes gerçek vatanseverdir.

Sağlıklı günler, dilerim.

Her türlü soru ve görüşleriniz için bana,

erkankaratas.tr@gmail.com       haber@kocaelidenge.com mail adreslerimden ulaşabilirsiniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

Dikkat!

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sahaf Şerafettin 2020-11-08 12:40:23

Çok haklı bir soruna daha çözüm önerileri sunmuş olmanızı takdir ediyorum #kitapkeyfim #okuyankazanır

Avatar
Erkan Karataş 2020-11-08 12:54:00

Takipler ve yorumlarınız bizlere motivasyon kaynağı teşekkür ederim

banner1

banner962

banner23

banner642

banner475

banner472