banner279
banner888

Sevgili okurlarım…

Dün “Siyasi Partiler Şirket Gibi” diye düşüncelerimi sizlerle paylaşmıştım.

Arayan veya mail atan okurlarım…

"Sendikalar… Sendikalar… “

Bir de bunların haline bak dediler.

Emir büyük yerden geldi.

Okurların bu isteği üzerine kayıtsız kalmam mümkün olmadı.

Dedim ki, kendi kendime…

Demek ki;

Sendikalarda da bir sıkıntı var.

Yoksa neden bu kadar okur arasın veya mail atsın.

Bunun üzerine bu yazıyı kaleme almak elzem oldu.

***

Başlayalım mı?

"Sendika nedir ve neden ihtiyaç duyulur?”

(Kaynak; A.Buğra, F.Adaman, A.İnsel, Çalışma Hayatında Yeni Gelişmeler ve Türkiye’de Sendikaların Değişen Rolü, Doç. Dr. M. Kemal Biçerli, Çalışma Ekonomisi)

Sendika nedir?

İşçilerin ve işverenlerin toplumsal ve kültürel konular, iş ve kazanç yönünden haklarını korumak, çalışma yaşamındaki sorunları çözmek, ortak haklarını ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için kurulan örgüte sendika denir.

Tüm Sendikaların Temel Özellikleri ve Yapıları

Sendikalarda, denetim kurulu, yönetim kurulu ve disiplin kurulu organları bulunmak zorundadır.

Sendikalar en az 7 kişi ile kurulabilirler.

Sendika yönetim kurulu, en az 3-en fazla 9 üyeden oluşmaktadır.

Türkiye’de sendikalar iş koluna göre kurulup, faaliyette bulunabilirler. (Örneğin sağlık iş kolu, eğitim iş kolu gibi.)

Olağan genel kurul toplantısı en fazla 4 yılda bir yapılır.

15 yaşını dolduran kişiler sendikaya üye olabilmektedirler.

Sendika üyeliği, bir işçinin işsiz kalma durumundan itibaren 1 yıl daha devam eder.

Sendikalarda 20 adet iş kolu bulunmaktadır.

Konfederasyon nedir?

6356 Sayılı Sendika Ve Toplu İş Sözleşmesi Kanuna göre en az 5 sendikanın bir araya gelip oluşturduğu tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır.

Sendikaların Faaliyetleri

Toplu pazarlık ve grevler,

Emek arzını kısıtlayıcı faaliyetler,

Emek talebini arttırıcı faaliyetler,

Emek talebini daha az esnek hale getirici faaliyetler,

Kısıtlayıcı çalışma kurallarıdır.

Sendika Üyeliğinin Faydaları Nedir?

Pazarlık Gücünün Artması; İşçilerin işverenlere bağımlılığı, işverenlerin işçilere bağımlılığından daha fazladır. İşverenler, pazarlık konusunda işçilere göre daha uzmandır ve piyasa alternatifleri hakkında bilgi sahibidirler. Pazarlık gücü sendikalar sayesinde azaltılmaya çalışılır.

Daha Adil Ücret Yapısının Sağlanması; Sendikaların uyguladığı politikaların temelini “eşit işe eşit ücret” prensibi oluşturur. Sendikalar ülke genelindeki ücret farklılıklarını iş kolu düzeyinde toplu pazarlıklar yoluyla giderirler.

İş ve Gelir Güvenliği; Sendikalar, üyelerini rekabetin olumsuz sonuçlarından korumaya çalışırlar. Sendikalar bunu işçileri organize ederek ve ücretleri rekabetin dışına çekerek gerçekleştirirler.

İşyerinde Kamusal Mallar; Yeterli aydınlatma ve havalandırma düzeni, montaj hattının dönüş hızı gibi unsurlar kamusal mallara örnektir. Sendikalar işçilerin bireysel olarak sağlayamayacağı bu tür kamusal malları sağlayarak işçilerin faydalarını arttırmaya çalışırlar.

Sendika Üyeliğinin Maliyetleri

Grev Maliyetleri; Grev süresince taraflar arasında anlaşma sağlanamazsa bu süre zarfındaki ücret ve kar kayıpları nedeniyle hem işçilerin hem de işverenlerin anlaşmama maliyetleri artacaktır. İşçilerin ekonomik kayba uğramalarına yol açmaktadır. Aynı zamanda işverenler açısından üretimin durmasına ya da yavaşlamasına neden olduğu için ekstra maliyet niteliğindedir.

İşçilerin İşlerini Kaybetmeleri; Sendikalar ücret talebinde bulunduğu zamanlar bazen istihdam etkisini düşünemezler. Eğer sendika, işverenin kaldıramayacağı kadar yüksek ücret ister ve firmayı sınırlandırıcı kurallar belirlerse firma piyasada kalabilmek için işçi çıkarmak zorunda kalacak ya da piyasadan çekilecektir.

İşveren Tarafından Cezalandırılma Korkusu; İşçilerin işveren tarafından sendika üyesi olduğu için işten çıkarılması kanunen yasaktır. Fakat işverenler psikolojik taciz ile işçileri yıldırmayı ve kaçırmayı deneyebilmekte veya başka sebepler öne sürerek işten çıkarabilmektedirler.

Sendikaların Ekonomik Amaçları

Sendikaların ekonominin tümünü ilgilendiren temel amaçları ücret ve istihdam düzeyini belirleyebilmektir.

Ücretler ekonomide önemli bir maliyet unsurudur.

Çoğu iktisatçı “sendikaların ücret talebinde bulunurlarken istihdam etkisini önemsemedikleri’’ görüşünü kabul etmezler.

Onlara göre kısa dönemde ücretler ile istihdam arasındaki ilişki belirsiz olsa bile, uzun dönemde birinde sağlanacak olan artış için diğerinde olan azalma kaçınılmaz olacaktır.

İşte sendikalar hakkında kısa bilgiler bunlar.

Bu kadar lafın kısası;

“Sendikalara, işveren karşısında güçsüz ve çaresiz olan işçinin haklarını korumak ve sağlamak görevini yerine getirmek için kurulmuş teşkilatlardır.”

***

Ülkemizde sendika tarihçesine girmeyeceğim.

Kestirmeden mevcut durumu özetleyeyim.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı sendikaların üye istatistiklerini bir süre önce açıkladı.

 Bakanlığın Resmi Gazete ’de yayımlandığı tebliğe göre;

Türkiye’deki 14 milyon 251 bin 655 işçiden sadece 1 milyon 946 bin 165’i sendikalı. “

Ülkedeki sendikalılık oranı yüzde 14.

“1 milyon 21 bin 952 Türk-İş’e,

687 bin 790’nı Hak-İş’e,

190 bin 659’u DİSK’e” bağlı sendikalara üye.

 “En çok üyeye sahip sendika Hizmet-İş (Hak İş’e bağlı)”

Malumunuz Hizmet İş belediyelerde çalışan işçiler ağırlıklı.

***

Ülkemizde belli başlı işçi sendikaları…

Türk-İş

Disk

Hak-İş

Bu sendikalar genelde siyasi bir ideolojinin peşinde koşarlar.

Türk-İş, liberal yapıda:

Disk, devrimci yapıda

Hak-İş ise muhafazakâr yapıda gözüküyor.

Sendikalar hangi siyasi çizgiye yakın olursa olsunlar,

Ama hepsinin ortak bir noktası var.

“Saltanat sürmek”

Sözde işçi haklarını işveren karşısında koruyup, işçinin hakkına söke söke almak yerine…

İşverenin güdümüne girerler.

Sendikalar asıl işlevlerini bir kenara bırakarak…

Olmadık işler kovalarlar.

Olmadık işler yaparlar.

Bu işler böyle seyrederken,

Sendikada profesyonel olarak görev alan işçilerden, yani sendika yöneticisi olup, bu görevleri bitince fabrikadaki tezgahının başına dönüp çalışan gördünüz mü?

Ben görmedim.

Varsa bildiğiniz hatırlatın.

İşçi sayısının fazla olduğu Kocaeli’nde yoğun olarak üyesi bulunan;

Petrol-İş, Metal-İş…

Bu sendikalarda profesyonel olarak görev alıp bu görev sonrası fabrikadaki tezgâhına dönen kim?

Dönmezler sevgili okurlar, dönmezler.

Allah insana beleş yaşamayı nasip etmesin.

Alışkanlık yapar.

Sendikaların mali durumlarına bakınız.

Sendikaya üye olan işçilerden kesilen aidatlar…

Hazır para, su gibi para geliyor.

Bu paralar varken ne işleri var tezgâh başında.

Göstermelik çıkışlar, göstermelik toplu sözleşmeler…

Hepsi göz boyamadan ibaret

Yani bir şeyler yapıyoruz imajı verme.

Hafızalarınızı zorlayın…

Bazı sendikalar her toplu sözleşme dönemi son dakikaya kadar işverenle pazarlık yapar gibi gözükür…

Bir de bakarsınız gece saat 12.00’de toplu iş sözleşmesi imzalanmış.

İşveren sendikaları güdümüne almış durumda.

Sendikalarda görev yapanlar işverenin memuruna dönüşmüş durumda.

Gerçek sendikacılık ölmüş artık.

İşçi sahipsiz kalmıştır.

Tam kapitalist sistemin istediği kıvama gelmişlerdir.

Yıllardır, hiç grev duydunuz mu?

Duyamazsınız.

Çünkü yukarıda açıkladığım üzere grev sendikalara yük getirir.

İşte sendikacılık ne yazık ki ülkemizde dibe vurmuştur.

İşçi kardeşlerimiz, gördüğüm kadarıyla sendikalardan umudu kesmiş.

Kısacası sendikalarda siyasi partiler gibi şirket gibi yönetilmeye başlanmış.

Yandaşlıklar başlamış…

Siyaset güdümüne girme başlamış.

Nasıl olsa para akıyor sendikalara…

İstediğin gibi harca.

Artık sendikalar “işçiler için yük olmaya başladı.”

Eskiden çok sık gündeme gelen sarı sendika söylemi vardı.

“Sarı sendika, işçiden çok işverenin menfaatlerini kollayan, sermaye çevreleriyle iş birliği içinde bulunarak işçi haklarının alınmasına yönelik hareketleri engelleyen ve kısıtlayan sendika.”

Günümüzde sendikalar sarının bile ötesinde gibi.

Dileğimiz günün birinde gerçek işlevlerini yerine getirmeleri.

Sağlıkla kalın sevgili okurlarım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

Dikkat!

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet Yavuz 2020-10-25 14:11:19

Turgay Şahbenderoğlu'nun her yazısı bir belge niteliğinde...
Tebrikler Başkan...

banner1

banner962

banner23

banner642

banner475

banner472