banner279

İsteksiz, keyifsiz ve heyecansız yazıyorum maalesef. Aslında yazmayı da düşünmüyordum. Her hafta bir sonraki hafta için iyi şeyler yazma umuduyla klavyenin başına geçiyorum ama olmuyor. Gündelik hayatımızın içinden cımbızla çekip şöyle keyifli bir sevinç yaşayalım dediğimiz Kocaelispor’un şampiyonluğu bile siyasi platformda malzeme olup harcandı. 

Ciddi bir uyum sorunu tehlikesi ile karşı karşıyayız ve bir şeyleri zamanında görüp itiraf etme  konusunda da hep gecikmeliyiz. İşte son kurulan DEVA ve Gelecek Partisi genel başkanları ve kurmaylarının günümüze ilişkin yaptıkları itiraflar da bir zamanlar göremedikleri yada görmezden geldikleri konuları ele alıyor. Ama maalesef bazı şeylerin telafisi pek mümkün olmuyor. Ciddi bir uyum sorunu derken, bizlerin beklentileri ve  yönetenlerle sürekli açılan ara mesafeyi kastettim. 

Şimdi ülke turizmi adına dehşet verici bir karar aşamasındayız. İçerisinde nesli tükenmekte olan kızıl geyiklerinde bulunduğu yaklaşık 800 yaban hayvanın avlanması yani katledilmesi için ihale hazırlıklarına başlandı. Bu mu yani turizmden anladığımız ve beklediğimiz?

Turizm, bir ülkenin doğasını, tarihini ve kültürünü pazarlama temeli üzerine kurulması gereken bir sektörken böyle bir vahşetin hazırlayıcılarının ruh halini gerçekten çok merak ediyorum. 

E tabii! 83 yıl önce müze olmuş korunması gereken bir kültür varlığını, sırf alerjik sebeplerden(!) uygulama değişikliğine dönüştürerek içindeki 15 asırlık sanat şaheserlerinin tekrar perdelenmesinin mantığı neyse, buna da şaşırmamak gerek. Kentlerin kültür varlıklarının ve doğal hayatının korunabilmesi için o kentin sosyolojik ve kültürel yapısını çok daha yakından bilen yerel yönetimlerin kontrolünde olması gerektiğini düşünüyorum.  Av turizmi için hazırlanan ihaleyi, Tarım ve Orman Bakanlığı planladığına göre, Turizm Bakanlığı’nın turistik(!) bir karar alma niyeti de fikri de yok anlaşılan. Yoğunluktan olsa gerek. O yüzden bu yükü hafifletmek  adına hem kendilerine hem de bize büyük bir iyilik yaparak, kültürel ve doğal yaşamın korunması gereken varlıklarını yerel yönetimlere devretsinler diyeceğim ama çok mu romantiğim?.. Henüz kanal İstanbul tartışmaları sürerken birden bire Ayasofya ile gündem değiştiriyoruz. Bu arada tarihi Galata Kulesi de iki arada  bir derede Büyükşehir envanterinden düşüyor. Gündem çok, ama öyle şaşırmak falan da yok. Alıştırıldık bir kere. 

Ağadere Barajı çevre sakinlerinin serzenişi

Yerel yönetimler konusuna girmişken, bir okurun paylaştığı çevre sorununu da buradan gündeme getirmiş olalım. 

Efendim, Körfez ilçemizde halk dilinde Ağadere barajı olarak bilinen, resmiyette Sel Kapanı adını taşıyan bir alandan söz ediyor okurum. Yerleşim birimlerine yaklaşık 500 metre mesafedeki bu alan aslında ideal bir mesire yeri olabilecekken, bilindik bir manzaraya dönüşmüş. Yani bildiğimiz çöplük olmuş. İşin garibi hemen orada faaliyet gösteren Körfez Belediyesi’ne ait bir parke fabrikası olduğu belirtiliyor. Parke fabrikasının karşısında da şahsa ait bir boya fabrikası olduğunu bilgi notuna eklemiş okurum. Özellikle akşam saatlerinde boya fabrikasından gelen kimyasal kokular nedeniyle evlerde oturamaz olduk diyorlar. Ayrıca belediyenin asfalt vb. atıklarının da buraya atıldığı tahmin ediliyor. Körfez Belediyesi, mahalle sakinlerini yaklaşık 3 yıldır fabrikanın ruhsatının olup olmadığı konusunda geçiştirirken, Büyükşehir Belediyesi de ben karışmam mantığıyla konuya yaklaşıyormuş. Daha doğrusu yaklaşmıyormuş(!) Körfez ilçe gibi havası sürekli gündemde olan bir ilçenin akciğeri konumunda olabilecek böyle bir yerin, özellikle belediye tarafından hoyratça kullanılması  bölge sakinlerinin tepkisine neden olmaktaymış. Hoş, çevreyi koruması gerekenlere çevrecilik öğretecek değiliz ama yine de bir duyurmuş olalım.

Bu arada turizmi tanımlarken, doğa, tarih ve kültür dedik ya, işte o kültürün içindeki yeme içme kısmını ihmal etmemek gerek. TURSAB bünyesindeki acente sahiplerini Sekapark’ın henüz yeni yapıldığı günlerde kent tanıtımı için Saraybahçe’ye davet etmiştik. TURSAB başkanı Başaran Ulusoy ve ülke turizminde söz sahibi patronlardan oluşan heyet ve belediye yetkilileri öğle yemeği için o sıralar Yağmur et lokantasının yanındaki Marmara balık lokantasında mola veriyor. Yemek siparişleri ardından iş içecek kısmına gelince patronların yüzündeki manidar ifadeyi haberi takip eden arkadaşlardan dinlemiştim. Çinekopu adama kola turka ile yedirmeye kalkarsan turizmi kafalarında bitirirsin. Netice de o tanıtım gezisi  kent turizmine herhangi bir kapı açamadı. Zaten hayat her geçen gün daha da zorlaşıyor. Vatandaş şartlarını zorlayarak şöyle ailesiyle keyifli bir akşam geçirecek. Sen onun yeme içme keyfini sanki ahlaksız bir eylemde bulunuyormuş gibi tecrit edercesine;  köprü altında, yol kenarına taşıyıp bir de etrafını çevirirsen, ülke  turizminden de ancak geyik vurdurtup söz edebilirsin. 

Sağlıklı ve mutlu haftalar dilerim.

İŞTE FOTOĞRAFLAR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

Dikkat!

Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner1

banner589

banner23

banner642

banner475